Panama’nın turistik yeri: Bocas del Toro

Tüm Orta Amerika‘da belki de gezginler için görülecek yerleri bakımından en önemsiz ülkelerden biri Panama. Panama Kanalını hariç tutarak konuşuyorum. Gezginlerin çoğu şehirlerden kaçıyor, uğramıyorlar bile, bu yüzden uçuşu olmayanlar için Panama City elzem bir yer değil (yine kanalı dışarıda bırakıyorum). Bu Panama‘nın görülmeye değer en turistik yeri ise sanırım Bocas del Toro.
İsmi bile etkileyici. Bocas del Toro. Tam tercümesi boğanın dudakları. Boğa’nın boynuzları ya da ….akları olsa daha etkileyici olurdu tabii 🙂
Meksika’da Riviera Maya’yı gezdim, Playa del Carmen – Tulum arasını, Belize’de Caye Caulker’a gittim, yetmedi Honduras’ın Utila adasına 1 aydan fazla kaldım ve Bocas’a gelmeden önce Kosta Rika’da Puerto Viejo’da 3-4 gün konakladım. Yani Karayipler‘de epey vakit geçirmiş oldum Bocas del Toro’ya gelmeden önce. Bu yüzden çok büyük beklentim yoktu. Denizsse deniz, plajsa plaj görmüştüm. Ancak Kosta Rika – Panama geçişinde yolumun üzerindeydi ve benim ekip, yani yolda tanıştığım dostlarım da oraya gideceklerdi. Panama’nın parti kasabasıymış. Hiç bıkmıyorlar bu parti sevdasından 🙂

Almirante – Bocas del Toro arası çalışan teknelerle saatte 70 km/h varan hızlarla yolculuk yapıyorsunuz.

Bocas del Toro bir kaç adadan oluşan bir bölge. Detayını burada okuyabileceğiniz enterasan bir sınır geçişinden sonra Almirante’ye vardık. Bocas’ın ana karaya bağlantı noktası burası. Almirante’den hızlı ama çok da büyük olmayan teknelerle ana ada olan Colon adasına geldik. Yolculuk çok enterasan bir coğrafyada. Dakikalarca denizde gidiyorsunuz ama su çok sığ. İleride bir boğanın boynuzları gibi karanın iki yönden kapandığını görüyorsunuz. Etkileyici. Hayat bu ana adanın güneyinde, diğer adalara bakan tarafında. Ana karadan gelen tekneler (Lancha) bu merkeze yanaşıyor. Yürüyerek önceden işaretlediğimiz Selina Hostel‘i bulmamız zor olmadı zira civardaki en büyük yapıydı.
Bocas del Toro

Soldan sağa ben, Tobi, Gal, Garin. The Gang.

Selina gördüğüm en büyük hostel şimdiye kadar. Otel gibi. Denize sıfır ortak alanı, genişçe barı, arada canlı performans çalan DJleri ve partileri ile gerçekten güzel bir tesis. Çalışan gönüllüler de dünyanın 4 tarafından gelip en az 5 hafta çalışmayı garanti edip belli bir eğitimden geçirilen kişiler. Hostelin tek kötü yanı odalar küçük. Yani küçücük odada 3 ranza, 6 yatak var, ortaya biri çanta koysa geçmek zor. Ancak yatak da bir o kadar rahat, şimdiye kadar bu kadar rahat yatakta yatmamıştım. Tüm ekip aynı odada kalıyorduk. Ancak afakan bastı, 1 gece yetti, başka bir hostele geçtim ancak günlerimi Selina etrafında geçirdim. Son 2 gün, bizimkilerin bir kısmı ayrılınca Tobi’nin yanına döndüm, odada sadece 2 kişi kaldığımızdan çok rahat ettik Selina’da

Bocas del Toro

Kahramanımız yeni maceralara gülümsüyor

Bocas’ın merkezi küçük bir yerleşim yeri. Sahil tarafında hosteler, restoranlarlar, barlar var. Bir sokak arkasında ise lokaller yaşıyor. İki üç sokak arkası oldukça fakir gözüküyor misal. Turistlerin belli bir daire içinde hareket ettiği bu tip yerleri çok sevmiyorum. Ancak, Bocas’ın asıl güzelliği merkezde değil, ana ada ve komşu adalardaki plajlarda. Her ne kadar Karayiplerden bolca nasibimi alsam da buradaki plajlar gerçekten etkileyiciydi. Bu plajlara ulaşmak için tabii ki tekneleri kullanıyorsunuz. Tek yön kişi başı 2-3 dolar verip plaja gidiyorsunuz. Dönerken de yine aynı şekilde, iskelede bekleyip geçen bir lancha’ya işaret ediyorunuz sizi alıyor.

Playa de Estrella sanırım en sevdiğimdi. Hemen kıyıda kocaman kocaman deniz yıldızları var. Bir kaç plaja daha gittim, isimlerini unuttuğum. Adada günübirlik bir kaç tur imkanı mümkün. Sizi alıp bir kaç koy ve adaya götürüyorlar. Herkesin katıldığı bir tura katıldım. Önce yunus görmeye, sonra deniz yıldızlarını görmeye, sonra snorkel yapmaya götüren. Tembel hayvan peşine düşüyorsunuz. En son da meşhur Isla Zapatilla adasına götürüyorlar. Boşa harcanan bir 25-30 dolardı. 2 yunus yüzgeçi gördük. Şnorkel desen zaten Meksika, Belize Honduras’da dünyanın ikinci büyük resifi var, oraladan dalış yapıp geldim, hiç bir özelliği yoktu. Hele çok övülen Zapatilla adası ise tam bir hayal kırıklığı. Piknikçi adası. 10-15 tekne aynı adan yanaşıyor küçük adaya, karınca gibi yayılıyor millet. Gerçekten, bu adada ne var hiç ama hiç anlamadım. Bir de tembel hayvan gördük, şansımıza hareket halindeydi 🙂

Bu posta ziyaret ettiğim plajlardan bazı fotolar ekleyeceğim. Bir kısmını instagramdan paylaşmıştım. Şimdi aylar öncesine dönüp fotolara bakınca benim bile içim gitti.
Bocas del Toro

Selina Hostel terasını. Zaman zaman alt kattaki bar kadar teras da dolu oluyor.

Geceler geceler! Parti kasabası diye geçse de Bocas’ta yapacak çok çeşitli şey yok. Selina Hostel’in kendi barında geceleri hareketli bir ortam oluyor. Hostelin Çeşme beachleri ile buluştuğunu düşünün. Hepsi turist, çalışanlar dahil bir tane lokal insan yok. Bir iki bira için iyi. Ötesi beni çok sarmadı. Hostelden çıktıp sahilde yürüyünce Barco Hundido‘ya geliyorsun. Burası benim favori yerim. Nedense hiç/çok az turist vardı, lokaller buradaydı. Reggaeton yanı sıra o zamanlar bilmediğim ve anlamadığım bachata, merengue ve salsa da çalıyorlardı, tam crossover kafası. Denizin kenarı tabii. Sahil yolunun sonunda geceleri genelde turistler tarafından doldurulan La Iguana var. Buraya 2-3 kez gittik. Deniz kenarı ahşap üstü bar ve diskotek tarzı, tüm Karayiplerde olduğu gibi. Bir de Aqua Lounge diye bir yer var, karşı adada, Selina Hostel’den de gözüken, biz oradayken yüksek sezon olmadığı için boşmuş, hiç gitmedik. En enterasan yerlerden biri de Bocas del Toro kitapçısı. Hem kitapçı, hem bar hatta biz ordayken bir gece canlı müzik bile vardı.

Bocas del Toro

Hostelin önündeki abi hem burger hem sosisli hem tavuk yapıyordu. Sık sık bu deplasmana gittik.

Karın doyurmak için, bir kaç teşkilatlı sokak satıcısı, lokal restoranlar ve bir kaç üst seviye restoran var. Aç kalmazsınız.

Sokak satıcısı demişken, sokakta yürürken bisikletli tipler gelip ot ister misin, uyuşturucu ister misin diye soruyorlar. O kadar çoklar ve o kadar normal ki, insanın siniri bozuluyor.
Düşük beklentiyle gittiğim Bocas del Toro’yu sevdim diyebilirim. Güzel deniz-kum tatili yapılır. Hani filmlerde gördüğünüz deniz palmiye kumsal üçlemesi burada muazzam. “Bi boğaz değil tabii”cilerin zoruna gitmesin, palmiyelerin önünde, denizin üzerinde bir evler var, içiniz gider.

Leave a Reply