Panama City’e gidilir mi?

Panama‘nın başkenti Panama City buradan aktarma yapmayacak olan gezginler için çok cazip bir şehir değil. Pek çok kişi biliyorum buraya uğramadan geçen. Ancak benim için Panama City Panama Kanalı demekti. Ayrıca ilk kez uçakla sınır geçmek zorunda olduğumdan biraz da mecburiyetten uğradım.

Panama City

Panama City biz geldik!

Kuzeyde Bocas del Toro‘da günler güzel geçiyordu. Salina Hostel‘den ve civardaki cennet koylardan ayrılmak zor oldu. En sonunda yola çıkmam lazım diyerek Panama City‘nin yolunu tuttum. Bizim ekipten Gal ve Garin dağlardaki Bouqete‘ye uğramak için ayrılmışlardı, ben ada hayatını tercih etmiştim. Sonrasında Panama City’e geçeceklerdi. Oda arkadaşım Tobi de henüz Bocas’dan ayrılmaya hazır değildi. Onu bırakıp yalnız yola çıktım. Ana kara Almirante‘ye tekneyle geçip taksi ile bir otobüs durağına/benzinlik geldim. Bocas’da herhangi bir otobüs acentası olmadığından işini genelde acentalık da yapan hostellerle hallediyorsun. Onu arıyor bunu arıyor boş olan yere yazdırıyor seni. Eline de bir makbuz veriyor. Bu makbuzun hiç bir hukuki değeri yok ama Orta Amerika’da bu makbuzlar kişisel çek kadar değerli 🙂 Tüm seyahat işlerini bu kağıt parçalarıyla yapıyorsun. Makbuzun varsa kralsın. Yoksa edinsen iyi olur. Bir otobüs yanaştı herkes hücum etti. Görevli bazı kişileri almadı otobüse. Ben de endişeli endişeli etrafı kesiyorum. Meğer ikinci bir otobüs daha gelecekmiş. Beklemeye başladık. Bu anı, bu duyguyu o kadar çok yaşadım ki… Bir seyahat acentesinden bir servis rezervasyonu yaptırıyorsun. Verdiğin adres ya da buluşma noktasında bekliyorsun. Bekliyorsun. Beklerken düşünüyorsun acaba gelecek mi diye. 10 dk geçiyor, 15 dk geçiyor ve sonunda geliyor servis. Senden öncekiler geç gelmiş, ya da trafik varmış oluyor. Bir kere gerçekten gelmedi o servis. Hayatımın en enteresan yolculuğunu yapmıştım. Buradan okuyabilirsiniz. Neyse, bizim otobüs de geliyor. Geceyi otobüste geçireceğim sabah Panama City’de olacağım. Dışarısı 35 derece, otobüsün içi buz. Şort giydiğime kızarken en azından üstüme bir sweatshirt aldığım için mutluyum. Geceyi sabaha bağlıyor, Panama City’nin otobüs terminalinde iniyorum.

Panama City

Panama City eski şehirde evler bu şekilde. Harika gözüküyorlar değil mi? Şu kiralık ilanı olan güzel ofis olur.

Bizimkilerin kaldığı hostele doğru taksiye biniyorum. Panama City’de taksilerin taksimetresi yok. Her şehre ilk indiğinde önce bir kazıklanıyorsun, sonra yolları, mesafeleri öğrenince düzeltiyorsun durumu. Kalacağımız hostel Panama City’nin tarihi bölgesinde. Taksiden inip, bakkallarda para bozdurmaya çalışıyorum. Trafik durmuyor tabii. Neyse, bir şekilde hallediyorum ve hostele geliyorum. Maalesef merdivenler… Bavulumu yüklenip bizimkilerin olduğu odaya çıkıyorum. Gal ve Garin odada. Odada bir yatak daha dolu. Fazla takılmıyorum. Hızlıca bir duşun ardından kendimizi dışarı atıyoruz. Biz geldik Panama City!

Panama City

Panama City Fransız Anıtı duvarlarında kanalın tarihçesi anlatılmış.

Panama City’de başlıca görülecek iki yer var, naçizane görüşüm. İlki tabii ki Panama Kanalı. Kanal yazısını buradan okuyabilirisiniz. İkinci yer ise eski şehir denilen bölge. İstanbuldaki tarihi bölge gibi. Buradaki eski şehir bölgesi oldukça küçük. İki kilometreye iki kilometre gibi bir alan. Tüm kolonyal eski merkezlerin olduğu gibi burası da güzel. Bazı güzel oteller, restoranlar da bu bölgede. Tabii ki hepsi çok turistik. Eski şehirde sahilden yürüyerek Fransız Anıtı’na gidiyorsunuz. Panama Kanalı’nı yapmaya başlayan ilk ekip, yani Fransızlar ve kanal inşaatı sırasında ölen insanlar için dikilen bir anıt var. Tepesinde tabii ki horoz. Anıtın kaidesinde, duvarlarda çepeçevre Panama Kanalı’nın tarihçesini anlatan taş yazıtlar var. Yani Fransızlar yapamamışlar kanalı ama yine de anmak için böyle bir anıtın dikilmesi hoşuma gitti.

Panama City

Panama City’de Cinta Costera caddesi ve yaya yolu.

Eski şehrin dışında iki gerçeklik var Panama City’de. Sahile paralel giden geniş bir bulvar, bulvarın sonunda şehrin iş merkezinin olduğu yüksek binalar bir gerçeklik. Uzaktan güzel gözüküyor. Sahil yolu güzel, kenarında park, bisiklet yolu vs var. Ben sadece Panama City skyline gece görüntüsünü sevdim. Binaların hepsi birbirine benziyor, beyaz beton. Bu yolun bir kaç paralalinde de normal, üst düzey gözükmeyen, hatta yer yer fakir gözüken bir hayat var.

Misal eski şehirin sadece 2 blok arkası Çin Mahallesi ve hiç tekin olmayan yerler. Sanırım hikayeyi Rotasız Seyyah Mehmet anlattı (şansa aynı hostele denk geldik. O Darien bölgesindeki yerlilerin yanından geliyordu) boynunda fotoğraf makinesi bir sokağa giriyor, sivil adamın biri gelip, polis kimliğini gösterip, burada dikkat et, çaldırırsın diyor. Olayın geçtiği yer ile gayet güzel şehir merkezi arasında 2 blok var. 100 metre.

Panama City

Panama City Çin Mahallesi girişinde akbabalar sizi bekliyor. Buradaki çöplükte 100ercesi vardı.

Çin Mahallesi etrafında dolaşırken kocaman bir çöplük gördüm, onlarca konteyner var. Konteynerlerin hepsinin kenarında akbabalar var. Film sahnesi gibi. Şehrin üzerinde sürekli akbabalar uçuyor. Belki akbaba deyip geneliyorum, başka bir adı vardır belki ama leş yiyen büyük yırtıcı kuşlar ve tipleri de aynı akbaba 🙂 Çook enterasan ya, 2 blokla hayat değişiyor. Tabii ki bir şehrin iyi mahallesi, kötü mahallesi olabilir ama bu kadar iç içe görünce şaşırdım. Hoş daha sonra taksiyle şehirde gidip gelmeye başlayınca, şehrin sahil kısmı hariç çoğu yerinin Gaziosmanpaşa, bi Beylikdüzü gibi olduğu gördüm. Yani ne iyi, ne çok kötü.

Panama City Ceviche

Panama City balık çarşısında şimdiye kadar yediğim en iyi cevicheyi yedim.

Buradaki en enteresan anım, tanıştığımız bir Panamalının bizi götürdüğü restoran oldu. Bocas’dan güç bela ayrılıp bize katılan Tobi ile birlikte gittik. La Tasca de Duran. Aynı Rocky Balboa’nın filmlerdeki restoranı. Duvarlada bir boksörün fotoları, hatta videoları dönüyor. Meğer restoranın sahibi Roberto Duran çok meşhur bir boksörmüş. Lakabı Taş Elli (Mano de Piedra). Dövüş sporlarını takip etmediğimden bilmiyordum. Daha sonra arkadaşım Garin’e anlattığımda, bana “Nasıl yani, Duran’ı bilmiyor musun?” diye sordu. Merkezin dışında sadece lokallerin geldiği bir restoran. Canlı latin müziği eşliğinde aileler, çiftler, arkadaş grupları yemek yiyor. Restorana girerken kapıda biri elimi sıktı, babacan bir adam. Dedi ki “Sana iyi bir haberim var”. Allah allah ne oluyor demeye kalmadı, yanındaki uzun sakallı adama sarılıp, bunun sakallarını kesip sana saç yapacağız” dedi. Gülümsedim, ne yapayım. 60 yaşlarında tonton amcalar. Sonradan arkadaşım söyledi meğer Duran’mış beni karşılayan adam. Heyecanla masadaki diğer Panamalılara anlatmaya başladı hadiseyi. Sadece Duran ile foto çektirmeye geliyormuş insanlar. Gerçekten de biz oradayken hem müşterilerden, hem de gelip geçenlerden Duran ile fotoğraf çekilenleri gördüm.

Panama City

Cerro Ancon’dan Panama City panoraması. Denizden geçen yolun içi eski şehir. Sol taraf ticari merkez.

Hemen eski şehrin yakınlarındaki tepe Cerro Ancon‘a tırmandık Gal ile. İlk kez kuş gözleyen bir ekiple karşılaştım. 40-60 yaş arası 10-12 kişi, rehberleri, fotoğraf makineleri, dürbünleri ile tepede kuşlara bakıyorlardı. Kafamı kaldırdım, hepsi aynı gözüktü bana, rehber ise en az 4-5 çeşit kuş saydı. Buranın güzel bir şehir manzarası var. Hem hafif bir yürüyüş hem de manzarası için çıkılır.

Panama City

Panama City balıkçı barınağı. Hemen arkası balık pazarı. Arkada ise city skyline.

Panama City’de aklımda kalan bir diğer yer ise bir alışveriş merkezi, Albrook Mall. Otobüs terminaline de yakın olan bir alışveriş merkezi şimdiye kadar gittiğim (Türkiye, Avrupa, Asya dahil) en büyük alışveriş merkeziydi. Zaten unvanı Latin Amerika’nın en büyük alışveriş merkezi. Her mağazanın olduğu bu alışveriş merkezinin bir ucundan diğerine gidemedim öyle söyleyeyim. Eğer bir ihtiyacınız varsa daha güneye ya da kuzeye çıkmadan önce buradan alışverişinizi yapabilirisniz.

Panama’nın kendi para birimi balboa ama Amerikan doları kullanıyorlar. Şöyle ki bir balboa bir dolara eşit. Piyasada kendi paraları da var ama genelde madeni para olarak ve para üstü verirken kullanıyorlar. Balboa ve dolar çok benziyor ancak balboayı Panama dışında bir yerde kullanmanız mümkün değil, eğer Panama’ya giderseniz, dolarları saklayıp yerel parayı harcamaya bakın son gününüzde.

Panama City

Eski şehirde bir meydan. Karşı apartmanın balkonunda bir trio müzik çalıyor.

Kolombiya’ya Panama City üzerinden oldukça makul bir ücrete 60-70 dolarlık bir uçuşla geçtim. Panama-Kolombiya arasında yol yok. Amerikan otobanı bile bir yerde bitiyor, sonra Kolombiya’da tekrar başlıyor. Aradaki bölge Darien, aradaki boşluğa da Darien Gap diyorlar. Bu yörenin en tehlikeli bölgelerinden biri, militarist gruplar, karteller, yerliler ne arasan var. İki ülke arasında kara yoluyla geçiş pek mümkün değil. Kolombiya’ya iki şekilde geçebilirsin. Biri uçak. Diğeri ise deniz yolu. Panama – Kolombiya arası çalışan feribot ben gitmeden evvel durdurulmuş. Çünkü 20 saat sürüyor ve fiyatı 100 dolar civarı. Uçak varken kimse kullanmamış. Bir de çok popüler olan San Blas adalarını ziyaret eden yelkenli turları var. 4-5 gün sürüyor tura göre. Cennet gibi Karayip adalarını geziyorsun. Ancak fiyatlar 500 dolardan başlıyor ve buna 50-60 dolarlık teknenin hareket ettiği bölgeye ulaşmak dahil değil. Son iki günü açık denizde geçtiği için bazıları kötü deneyimler yaaşamışlar, deniz tutması vs. Eğer motosikletiniz varsa büyük katamaranlara motoru alıyorlar ancak ona da epey para veriyorsunuz.

Panama City

Bu bir kuş, hayır bir uçak, hayır bu bu… Panama City’nin kuş gözlemcileri

Tüm gezim boyunca, Panama Kanalı’nı hariç tutarak konuşuyorum, en az etkilendiğim yer Panama City oldu. Sadece kanal için gelinir. Bir de eğer uçuşunuz varsa.

Yukarıda hostele gittiğimde bir yatak daha doluydu, takılmadım dedim ya. Adam sadece geceleri uyumaya geliyor, sırtı dönük uyuyor. Erken yatıp erken kalkıyor. Adamın yüzünü hiç görmedik. Ancak öyle bir horluyor ki, insan değil. Hostele ilk geldiğimde odaya girdiğimde Garin hala yatıyordu. Önceki gece bu adam yüzünden uyuyamamış, salonda uyumaya çalışmış. Sabahı zor ettim, resepsiyona gittim, arkadaşı başka bir yere almak mümkün mü diye, onu yerinde tuttular, 3 kişi bizim odamızı değiştirdiler 🙂

Leave a Reply