Devrimin (ve aksiyonun) başkenti: Leon

Leon, Nikaragua’daki ilk durağım oldu. Pasifik kıyısından kıyı kıyı güneye inerim diye planladım. Leon, Granada, Ometepe, San Juan del Sur derken Kosta Rika’ya uzanırım gibi kaba taslak bir plan yaptım kafamda. Leon’a 15 saatlik bir minibüs yolculuğunda sonra saat 22.30 gibi geldim ve ilk gece odama yerleşince doğrudan duş yapıp yattım. İkinci gün, Pazar, şehri biraz turladım. Pazar sakinliği vardı. Çoğu dükkan, restoran, cafe vs kapalıydı. Sokakta az insan vardı. Bunu seviyorum, şehirlerdeki, kasabalardaki Pazar sakinliğini. Herkesin dinlenmeye hakkı var ve o gün Pazar. Büyük şehirler için artık pek mümkün değil belki, bizde hiç değil uzun zamandır. Pazar günü seyahat etmemeye çalışıyorum bu yüzden çok gerekeli değilse.
Çoğu İspanyol koloni şehrinde olduğu gibi, sadece 1-2 katlı binalar var.

Çoğu İspanyol koloni şehrinde olduğu gibi, sadece 1-2 katlı binalar var.

Leon, tam adıyla Santiago de los Caballeros de León, Nikaragua’nın önemli şehirlerinin başında geliyor. Öncelikle UNAN, 1813 kurulan Nikaragua Üniversitesi burada. Wiki’ye göre Orta Amerika’nın en eski 2. üniversitesi. Daha sonra, sadece Nikaragua’nın değil İspanyolca edebiyatın en önemli şairlerinden Ruben Dario’ya (ve bir kaç diğer önemli isme) ev sahipliği yapmış. Sonrasında da Nikaragua’da yetmişlerin sonundaki devrimin başkenti olarak anılıyor, diktatörün ve onun yönetiminin elinden kurtulan ilk şehir olarak tarihe geçmiş.

Çoğu kaynakta şiir, Nikaragualıların ikinci dini olarak geçiyor. Ruben Dario (1867 – 1916) İspanyol-Amerikan edebiyatında modernizm akımını başlatan kişi olarak görülüyor. Özellikle Azul… (Mavi) isimli toplama şiir kitabıyla. Merak edip bir kaç şiir okumaya çalıştım ama İspanyolcam yeterli olmadı. Şehirdeki ana cadde Ruben Dario caddesi. Dario adına bir park da var.
Küçük ama enterasan bir müze, Devrim Müzesi.

Küçük ama enterasan bir müze, Devrim Müzesi.

Devrim meselesi ise, her ülkenin tarihinin olduğu gibi biraz karışık. Aslında her şey 1900lerin başında Augusto Calderón Sandino’nun Amerika mandasına karşı verdiği mücadeleyle başlıyor. Meksika ve diğer Orta Amerika ülkelerine gidiyor. Meksika’daki devrimci hareketten etkileniyor. 1920erde ülkesine dönüyor ve devrimci fikirleri yaymaya başlıyor. Köylerden başlayan bir mücadele sonrası başarılı da oluyor. Ancak Amerika’nın kontrolü bitmiyor. Ateşkes sonrası ülkede bir Ulusal Ordu kuruluyor, ki bu orduyu Amerika destekliyor. Sandino, hiç bir zaman bu orduyu istemiyor, anayasal bulmuyor. Eninde sonunda bu Ulusal Ordu’nun başındaki Somoza, ki sonradan diktatör olacak, Sandino’yu kardeşini ve 2 generalini pusuya düşürüp öldürüyorlar. Daha sonra bu Somoza fena bir diktatör oluyor.  Sandino’nun ülkeye ektiği fikirler kendinden sonra bu sefer Frente Sandinista de Liberación Nacional (FSLN) hareketiyle ülkeye yayılıyor. 1979’dan 1990’a kadar Somoza ailesinden kurtulmak için mücadele ediyorlar. (Evet babadan oğula geçiyor iktidar). Hoş baba Somoza’nın iki oğlundan biri diğerini öldürüyor, Osmanlı stili, neyse, en sonunda kurtuluyorlar diktatörden. Bu arada hükümet bir Amerikalıyı öldürdüğü için de ABD desteğini çekiyor. Burada Devrim Müzesi diye tek odalı kırık dökük bir yer var. Eksantrik bir rehber bana kronolojik olarak anlattı olayları. İspanyolca anlattığı için %40’ını anladım 🙂 Hükümet (ya da National Guard) bu Amerikalının ölümünden FSLN’yi sorumlu tutuyor. Ancak ölen Amerikalının gazeteci bir arkadaşı tam olaylar sırasında orada ve olan biteni foto ve video ile kayda alıyor. Vakti geldiğinde de delilleri açıklıyor. ABD o zamana kadar desteklediği Nikaragua’daki diktatör rejime desteği kesiyor. Leon bu devrim hareketinin fitilin yakıldığı yerlerden. Üniversite öğrencileri gösterilerde ön safhada. Gösteriler sırasında ordu bazı sivilleri ki çoğu öğrenci öldürüyor. Direniş büyüyor. Sonrasında Ulusal Ordu ve devletin yetkililerinden tamamen kurtulan ilk şehir oluyor Leon. O günleri anlatan büyük bir duvar resmi var. Bazı yerlerde öldürülen gençlerin fotoları, isimleri var. Unutmuyorlar.

Dervim sırasındaki olayları anlatan duvar.

Dervim sırasındaki olayları anlatan duvar.

Hikaye burada bitmiyor. Sandinistalar liberal olsa da sol taraftalar. ABD boyunduruğundan kurtulunca dünyanın diğer ülkeler ve bloklarıyla da yakınlaşıyorlar. 80’lerde Reagen yönetimi sırasında anti komünist rejim gereği Nikaragua’ya ambargo uygulanıyor. Rehberin anlattığına göre, ABD, Orta Amerika’da komünizmin yayılmasını istemiyor. Bir ülke komünist rejimi benimserse, diğerleri de takip edebilir, hemen dibimde sıkıntı çıkar diyor ve müdahale ediyor. Nikaragua bayağı kıvranıyor. Sadece Küba yardım ediyor ya da edebiliyor. Sadece ülkede ne yetişiyorsa ya da üretiliyorsa onu kullanıyorlar. 8 sene süren ambargo, ABD’nin “Good neighbours” (iyi komşular) politikası gereği kalkıyor. Nikaragua’nın zor günleri bitmiyor.  Diktatör zamanında nispeten kuvvetli olan ekonomi (tabii Amerikan desteği de etkili) kötüye gidiyor. Çoğu Orta Amerika ülkesinde olduğu gibi hükümetler çok para götürüyor. Şu anda da ekonomi iyi diyemiyor Leon’da kaldığım otelin işletmecisi Sergio.
Catedral de Leon'un çatısı.

Catedral de Leon’un çatısı.

Bu kısa ve karanlık Nikaragua tarihinden sonra biraz eğlenceli şeylerden bahsedelim. Leon eski bir İspanyol koloni şehri. Halen kolonial binalar kullanımda. Blok ve baklava düzeninde yerleşmiş şehirde maalesef kapı numarası yok. Oysaki her sokağın bir ismi var ama tarifler hala bir ilgi noktasına göre tarif ediliyor. Merkez Park’ın 2 kuzey bloğu ya da xxx kilisesinden 1 blok kuzeye, 2 blok batıya gibi. Hani Tripadvisor’da da mekanların adresleri böyle. Bir süre sonra alışıyorsun. Şehrin içinde yapılacak çok bir şey yok. Güzel restoranlar, kafeler var. Bir çok kilise var ki en büyükleri olan Leon Katedrali’nin tepesine çıkabiliyorsun bir ücret karşılığı. Çatı beyaz boyalı, ayakkabılarını çıkartıp geziyorsun. Bana Barselona’daki Gaudi’nin Casa Mila binasının çatısını hatırlattı.

Cerro Negro'nun krateri. Bulunduğum yerde biraz oturdum ama dayanamadım, toprak sıcak.

Cerro Negro’nun krateri. Bulunduğum yerde biraz oturdum ama dayanamadım, toprak sıcak.

Asıl maceralar ise şehir çevresinde. Aktif/pasif volkanlara yapılan yürüyüşler ya da kamplar ve özellikle volkan sörfü pek meşhur. Uzun hiking yapmak istemediğimden (yani Güney Amerika’da çok volkan var, hepsine çıkamazsın abisi)  volkan sörfüne katıldım. (Volcano Boarding). Nikaragua’nın en genç yanardağı olan Cerro Negro (1850’de oluşmuş) halen aktif. Arada püskürüyor ve yavaş yavaş büyüyor. Şimdilik 700-750 metre civarında yüksekliği. Buraya tırmanıp, tabii board ve kayarken giymek için gerekli tulumu yukarı taşıyorsun, şağı kayarak iniyorsun. Merkezden 1 saatlik bir kamyon yolculuğu ardından, sıcakta 45 dakika zor bir parkurda tırmanıyorsun. Ahşap Boardlar taşımak için çok pratik değil, ağır ve büyükler. Para verip birilerine taşıtabiliyorsun diyorlardı, ben kimseyi görmedim.

Volcano Boarding için ilk kez tepeye eriştiğimizde çocuklar gibi şendik.

Volcano Boarding için ilk kez tepeye eriştiğimizde çocuklar gibi şendik.

Tırmanırken, “ikinci kere yaparsan beni sevsinler” dedim ama maalesef ikinci kere tırmanmaya karar verdim. Hayatımda ilk defa bayılacakmış gibi hissettim. Ekip gitti, ben kendi hızımda onları yakaladım. Yakaladım derken neredeyse sürünerek gittim 30 dakika sonra. Sıcak çarpması böyle bir şey sanırım 🙂 Tüm zorluğuna rağmen aşağı kaymak çok eğlenceli. Oldukça dik bir yamaçtan kayıyorsun. Görünüşte korkutucu gelse de hızını ayarlayabiliyorsun. Evet yuvarlanman mümkün ama kaya yok, irice kum gibi kaydığın zemin. Ayaklarına hızını kestiğinden yüzüne, gözüne, ağzına kum doluyor ve simsiyah oluyorsun. Bu yüzden bir buff, eşarp ya da tişört şart boynu ve ağzı kapatmak için. Kaymadan önce kumaştan tulumlar, eldiven ve çizilmekten artık arkası gözükmeyen gözlükler giyiyorsun. Ben turu Quetzaltrekkers ile yaptım. 30USD verdim. Bu firma ile iki kez kayman mümkün, çoğu firma sadece 1 kez kaydırıyor. Verdikleri hizmetten memnun kaldım. Dağın eteğinde bir duraklama yerine öğle yemeği de yiyorsun. Benim için şehirde yaptığım en güzel şey bu oldu.

Aşağıda volkan sörfü sırasında çektiğim video var. Nerede, nasıl olduğuna dair bir fikir verecektir.

Leave a Reply