Yucatan’ın kalbi: Merida

Gezerken yazmak zor oluyor. Arada bir Meksika’ya da girdim çıktım. Bir türlü fırsatım olmadı yazmaya. Aslında Meksika’ya gitmek gibi bir niyetim yoktu. Guatemala’dan aşağı inerim diye düşünüyordum. Guatemala’ya gidince, gezgin insanlarla tanışınca, rotama yolda aldığım bilgilere göre karar verme lüksümün olmasını (yazar burada dönüş bileti olmadığına vurgu yapıyor) kullanmaya karar verdim. Yolda tanıştığım yolu Meksika’dan geçen herkes güzel şeyler anlatıyordu. En son Atitlan’dan dönerken yolda 1 saat boyunca Meksikalı bir çift ile konuştum. Türkiye’den, Gezi’den konuştuk, kendi durumlarını anlattılar. Beni en azından Yucatan’ı görmem gerektiği konusunda ikna ettiler. Guatemala Tikal’deyken ani bir kararla Meksika’ya geçmeye karar verdim. Epik bir yolculuktan sonra Yucatan bölgesinin baş şehri Merida’ya vardım.

Şehre vardığımda saat sabah 5’di. Yürüyerek otelimi buldum. Adamlar zamanında baklava sistemi yapmışlar ve sokaklara numara vermişler. Tek sokaklar kuzey güney, çift sokaklar doğu-batıya gidiyor. Ve sokaklarda trafik hep tek yön. Bir sokakta sağa akıyorsa, üstünde ve altındaki sokak sağa akıyor. Çok basit sistem. Merida biraz Antigua’ya benziyor. İspanyol koloni şehri. Sabah ışıklarıyla şehri gezerken “Ben burada bir ay kalırım, harika şehir” dedim. Akşama fikrim değişecekti 🙂

Merida'nın katedrali. Orjinal halinden daha büyük olsa da ilk elde yapımı Maya tapınaklarından sökülen taşlarla olmuş. O zamanki pek çok yapı gibi.

Merida’nın katedrali. Orjinal halinden daha büyük olsa da ilk elde yapımı Maya tapınaklarından sökülen taşlarla olmuş. O zamanki pek çok yapı gibi.

Merida eski bir Maya şehri. İspanyollar gelmiş, piramitleri yıkıp taşlarından kilise, yönetim binası vs yapmışlar. Hikayesi biraz karışık. Çünkü İspanyollar Maya şehirlerine ilk geldiklerinde etrafta Maya yok, Mayalar şehirleri bir kaç yüz önce terk etmişler. Dolayısı ile genelde boş kalıntılara geliyorlar. Çoğu Maya şehrinin çok geç keşfedilmesi de bu yüzden. Ormanlar içinde, toprak altında kalıyorlar. Neyse, İspanyollar gidiyor, tekrar geliyorlar. Yucatan’da çok fazla Maya yerleşimi var. Bunlarla savaşıyorlar. Merida merkezinde tek bir Maya kalmayıncaya kadar öldürüyorlar, bu yüzden Merida’ya Beyaz Şehir deniyor. Bazı rehberlerde ya da tanıtımlarda çok temiz olduğundan ya da beyaz evlerden dolayı yazıyor, inanmayın. Hem turizm ofisinin yaptığı yürüyüş turuna katıldım ki, benden başka kimse yoktu, özel tur gibi oldu, hem de başka bir yürüyüş turuna katıldım. İspanyolların bu Mayalara yaptığını dinledikçe insanın içi bir fena oluyor. Katoliklikle zorla tanıştırılıyor yerli halk. İşkence aletlerinin kendileri ve tasvirleri hala duvarlarda. Bir çok tanrıya tapan (bir tane mutlak hakim tanrıya da inanıyorlar), cennet-cehennem anlayışı olmayan, ölüleriyle barışık bir toplumla karşılaşınca, bunlar dinsiz diyip başlıyorlar “özgürleştirmeye”. Bu sırada çok fazla sayıda Maya dokümanını yakıyorlar. Mayalar özellikle gök bilim konusunda çok ileride. 365 günlü yılları var. Samanyolunu biliyorlar. Ancak bu bilgilere nasıl ulaştıkları dökümanlarla birlikte gidiyor. Şimdi böyle kısaca kötü film senaryosu gibi özetledim ama çok uzun ve ilginç hikayeler. Buraya sığmaz. Bu arada her gelen İspanyol komutan ya da yönetici İspanya’daki şehrinin ismi ile yerleşim oluşturmaya çalışmış, Merida ve hemen yakınındaki Valladolid gibi.

İyi korunmuş koloni evleri var. Genelde kurum ya da restoran olmuşlar.

İyi korunmuş koloni evleri var. Genelde kurum ya da restoran olmuşlar.

Günümüz Merida’sına geri dönelim. Otelim Paseo Montejo dibinde. Öyle güzel bir sokak ki, 1800lerin sonunda Merida refah içindeyken yapılan binaların olduğu cadde için Yukatan’ın Champ-Ellysee’si diyorlar. Sabahın köründe buralarda geziyorum. Guatemala’dan sonra medeniyet içindeyim. Koşanlar var, bisiklete binenler var falan. Sonra öğlen oldu, ulan bir sıcak oldu, öyle böyle değil. Otele vardım, odaya girdim, dışarı çıkamadım sıcaktan. Otelin arkasında Santa Ana parkı etrafında büfeler var, yerel yemekler satan. Gidip geldiğimde hem tişortum hem şortum su içinde. Olacak iş değil. İşte ilk günün akşamında dedim ki, burada kalınmaz 🙂 Ancak 3 gece rezervasyonum vardı ve kaldım.

Merida Panuchos

Hep yedim yep yedim. Panuchos!

Aslında Merida’ya gelmemdeki sebep, etrafında yapacak çok ama çok şey olması. 30 dakikada Progreso’ya plaja gidebilirsin, civardaki zilyon Maya kalıntısını gezebilirsin ki bazıları çok ünlü Dzibilchaltun, Chichen Itza gibi. Ayrıca cenoteler var. Mayalar zamanında küçükleri yiyecek depolamak büyükleri ise su havzası olarak kullanılmış büyük yer altı havuz/mağaraları. Yucatan’da çok fazla cenote var. Sebebini ayrıca yazacağım. (Meteor!) Ancak hiç birini yapamadım. O kadar sıcaktı ki kafamı otelden çıkartamadım.

Anne bak ben Storm Trooper oldum! Buna daha sonra geleceğim.

Anne bak ben Storm Trooper oldum! Buna daha sonra geleceğim.

Bir akşam 1.5 saatlik tur, ertesi sabah 1 saatlik tur, ertesi gün Hop on/off otobüs ile şehir turu yaptım. Onun dışında sürekli sağda solda sokakta yemek yiyerek, kan ter içinde otele dönüp klima altında oturarak geçti. Yemekler dışında Merida’nın benim için en akılda kalan aktivitesi şans eseri yakaladığım Cantina (Lokal birahane/bar) Tour oldu ki buna ayrı bir parantez (yazı) açmak lazım.

Merida güzel şehir. Hep keşke 10 derece daha serin olsaydı diye geçiriyordum aklımdan, hissedilen 40’ın üzerinde. Mekanlarda genelde klima yok. Elektrik pahalı. 1.5 milyon nüfusu ile aslında büyük bir şehir. Zaman zaman trafiği var, eski otobüslü toplu ulaşımı var, eski taksileri var, çarşısı, pazarı, marketi var, merkezin dışında sakin çok güzel binaların olduğu mahalleler var.

Merida sokak klasikleri. Hepsi nefis.

Merida sokak klasikleri. Hepsi nefis.

Bu arada 2 katın üzerinde bina yok merkezde. Yani 3-4 katlı bir yere çıkınca şehri görebiliyorsunuz. Gözü rahatsız eden tuhaf yapılar yok. Renkli duvarlı, avlulu binalar var klasik İspanyol koloni şehirlerinde olduğu gibi. Çok fazla Amerikalı ve Kanadalı emekli var. Gelip burada ev alıp yerleşiyorlar. Merida’ya ertesi hafta bir daha geldiğimde (evet geri döndüm ama yine çok sıcaktı) AirBnB’den bulduğum şahane bir evde kaldım. Ev sahipleri Amerikalı. Onlarla uzun uzun sohbet ettim.

Faytonla şehir turu yapabilirsiniz. Genelde yerli turistler kullanıyor.

Faytonla şehir turu yapabilirsiniz. Genelde yerli turistler kullanıyor.

Merida çok güvenli. Sonbahar ve kışın daha ılıman olan bir iklimi var, misal güney ABDliler zaten sıcağa alışkın, buranın havasını daha sakin buluyorlar. Doktorlar çok iyiymiş. Özellikle diş için ABD’den geliyorlarmış. Sağlık sigortasına harcadığın para ABD’nin neredeyse onda biri ve daha iyi şartlarda tedavi oluyorsun dedi Gary, evin beyi. Zaten Meksika’da hayat ucuz. Biraz da ABD politikalarında uzaklaşmak istiyorsan hop kendini Meksika’ya, bu yazı özelinde Merida’ya atıyorsun.

Nihayetinde 3 gece sonra kalışımı uzatmadım, belki daha ılımandır diye Karayip kıyısındaki Tulum’a attım kendimi ama ne çare. Orada da başka sıkıntılar beni bekliyormuş.

Leave a Reply