Santa Marta’ya gittim ama…

Cartagena’dan sonra Kolombiya’nın Karayip kıyısındaki durağım bir tık daha kuzey doğudaki Santa Marta oldu. Gitme motivasyonum Tayrona Park’ı ziyaret etmekti. Edemedim…
Santa Marta, Karayip kıyısındaki turistik şehirlerden birisi. Aslına bakarsanız şehrin kendisinde pek bir şey yok. Küçük bir tarihi merkez var, bu kısmı gayet güzel. Zaten bu eski kolonial yapılara bayılıyorum ki Orta Amerika’da durağımı buralara çevirmiştim hep. Eski derken, Santa Marta Güney Amerika’daki en eski yerleşim yerlerinden. Bu da gayet doğal, Orta ve Güney Amerika’daki değerli madenleri ülkelerine taşıyan İspanyollar için Avrupa’ya en yakın merkezlerden biri. Peki Santa Marta’ya neden gidilir. Öncelikle merkeze biraz uzaktaki Tayrona Park için herkes ölüyor bitiyor. Santa Marta’ya 20-25 dakika uzaklıktaki Rodadero oteller ve plajlar bölgesi. Yine bir yarım saat uzaklıktaki Taganga daha sakin bir plaj bölgesi. 1.5 saat uzaklıktaki Palomino nefis sokak yemeklerinin olduğu (akşamları ızgaralar fora), fena olmayan plajlara yakın ağaçlar içindeki hostellerin olduğu küçük bir kasaba.
Cartagena- Santa Marta arası ve Santa Marta etrafında ziyarete değer yerler.

Cartagena- Santa Marta arası ve Santa Marta etrafında ziyarete değer yerler.

Cartagena’dan otobüse atlayıp Santa Marta’ya geldim. Yolculuk 5 saat kadar sürüyor. Yolda hem iyi hem kötü manzaralar var. Yol Kolombiya’nın Karayip kıyısının (Magdelena bölgesi) en büyük şehri Baranquilla’dan geçiyor. Biraz dışından geçtiğimizden sadece büyük binalar ve kamyon trafiği gördüm. Aklıma gelen tek şey “Burası net Gebze Organize Sanayi Mahallesi’ne benziyor” oldu. Ancak Baranquilla’dan sonra çok enteresan bir boğazdan geçiyorsunuz, yandaki haritadan görebilirisiniz.

Sol taraf Karayip denizi, sağ taraf ise büyük bir göl. Gölde çok enteresan manzaralar, kuru ağaçlar, balıkçıllar vs var. Dramatik bir manzara. Daha da dramatik olan boğazın çıkışındaki Pueblo Viejo. Resmen çöplerin yanındaki teneke evlerden oluşan mahalleler var.

Santa Marta Pueblo Viejo

Pueblo Viejo’nun bu kısmı tam bir çöp şehir. otobüsten çekemedim, fotoyu Google’dan buldum.

10 km gerideki büyük şehirle hiç alakası olmayan bir durum. Google’dan baktığımda eli yüzü düzgün ufak bir merkezi varmış daha içerilerde, deniz kıyısında ise bu berbat yerler var. Çöpler ve göl iç içe, yani “Aman tanrım” diyorsunuz içinizden. Santa Marta’da küçük bir hava alanı da var, tercih ederseniz uçakla gidilebilir. Ben Medellin’e dönerken uçakla döndüm (otobüs 16 saat sürecekti).

Santa Marta’da AirBnB’den bulduğum Rodolfo ve Ludi’nin evinde kaldım. Hani buradaki en büyük şansım bu oldu sanırım. Her ikisi de senelerce cruise gemilerinde çalışmış, dünyanın pek çok yerini görmüş, iyi kötü İngilizce konuşan bir çift. İstanbul’a da uğramışlar bir kaç kere gemiyle. Evde Türk kahvesi fincanları var, o derece 🙂 İlk AirBnB ziyaretçileri olduğumdan üzerime titrediler. Güzel bir 3 gece geçirdim sayelerinde.
Santa Marta Simon Bolivar

Simon Bolivar’ın son günleirni geçirdiği ve öldüğü oda

Santa Marta merkezde yukarıda bahsettiğim gibi küçük bir “eski merkez” var. Hareket genelde Parque de los Novios’u (Aşıklar Parkı) kesen yada paralelindeki denize dik inen sokaklarda. Cafeler, restoranlar, önünde bouncerların olduğu içerisinin dumandan görülmediği diskotekler var. Düşününce şimdi çok pişmanım oralara girmediğime. Çünkü kıyı şeridindeki halkın (Costena deniyor) değişik müzikleri ve dansları var. Yerinde görme şansını kaçırdım. Ancak o zaman farkı bilmeyecektim. Şimdi bir kaç saat salsa, bachata ve merengue dersi aldığımdan, bir iki kere Medellin’deki diskoteklere gittiğimden farkı görebiliyorum. Neyse…

Merkezde küçük de olsa bir sahil şeridi var yürüyüş yapmak için. Küçük de bir marina. Sahildeki sokak satıcıları empanada ve tamales satıyor. Denizi seyrederek yediğim Tamales’in tadı fena değildi. 2000COP (yaklaşık 2TL) verdim. Muz yaprağı içinde pişen mısır ezmesi gibi, içinde tavuk ya da et oluyor. Her tarafta Simon Bolvar’ın heykelleri var. Misal biz Atatürk ile övünüyoruz, bizim için ne kadar değerli, bağımsız Türkiye Cumhuriyeti’ni kurdu diye, Bolivar tam 6 ülkeyi bağımsızlığına kavuşturmuş (Bolivia, Kolombiya, Ekvador, Panama, Peru ve Venezuela) ve bunların 4 ünde devlet başkanlığı yapmış. Bu bölgede çok önemli bir figür.

Santa Marta açısından önemi ise, son günlerini Santa Marta’daki Quinta de San Pedro Alejandrino’da geçirmiş olması ve burada ölmesi. Şehirdeki yapılacak aktivitelerden biri bu evi ziyaret edip General’in son zamanlarına şahit olmak. Ayrıca güzel bir park yapmışlar. Giriş ücreti ne kadar verdiğimi hatırlamıyorum ancak kitabınızı alıp giderseniz, ziyaret sonrası dev ağaçların altında kitap okuyabilirsiniz.

Santa Marta Ouzo Restaurant

Bir Rakı değilse de Uzo da yüzümüzü güldürdü.

Santa Marta’da başka bir güzellik ise, sürpriz diyelim, merkezde, Aşıklar Parkı’nda bulunan Ouzo isimli Akdeniz restoranına girip, “Abi Uzo var mı” diye sorduğumda aldığım “Evet” cevabı oldu.

Elbette menüde yok, kim bilecek, ancak traigo yani shot/tek olarak veriyorlar. Akşamında hemen bu restorana gidip hem biraz meze açlığımı giderdim hem de rakı özlemimi giderdim. Aklınızda olsun, İsrail restoranlarında Arak, Yunan restoranlarında Uzo bulmak mümkün oluyor, ancak kesinlikle menüde olmuyorlar. Mekan sahipleri kendileri için ya da bizim gibi arıza gezginler için tutuyorlar. Akşam etrafta gezerken, katedralde bir düğüne denk geldik, havai fişekli falan, izlemesi güzeldi.

Katedralin karşı sokağında ise sıra sıra sokak yemekçileri var. İlk kez gördüğüm pizza arabalarını gördüm. Gezegen pizzacılar. Ancak tabii ki benim gözüm sosis, et vs.de Salcipapas, yani patates kızartmasının üzerine dilimlenmiş sosis favorilerimden.

Santa Marta'da Katedral düğünü...

Santa Marta’da Katedral düğünü…

Gelelim Tayrona Park’a. Bu civarın bir numaralı görülecek bölgesi. Harika bir park ve plaj(mış. Ben göremedim). Çoğu Latin Amerika şehrinde olduğu gibi, değişik yöne giden otobüsler şehrin değişik yerlerinden kalkıyor. Tayrona Park’a giden otobüs/minibüsler de Santa Marta pazar bölgesinden kalkıyor. Bu bölge başlına başına enteresan. Etrafta her şeyi bulabileceğiniz dükkanlar, sokak satıcıları, yemek satıcıları ile hareketli bir yer. Misal sabahtan yola düşecekseniz buradaki tezgahlardan Palito ya da Dedo de Queso (uzun peynirli börek diyeyim), Bunuelo (bunuyelo – yuvarlak top şekinde, kaçırmanız mümkün değil, mısır, yumurta, peynirli, nefis) ya da Arepa con huevo (İçinde tek göz yumurta olan mısır unundan pişi gibi) alıp yolda ya da parkta lüpleyebilirsiniz. Neyse efendim, parka gideceğiz, muavine sordum Tayrona’dan geçer mi diye, he dedi. Bindik. Yolda parka yaklaştığımızda başka bir muavin ücretleri toplarken, “Tayrona Park alır mısın?” dedim. Yüzüme boş bakıp, “Park kapalı” dedi. Şimdi böyle bir diyalogda genelde zayıf İspanyolcamı suçlar, “ulan herhalde yanlış anladım” derim. En büyük turistik yer neden kapalı olsun ki? Maalesef yanlış anlamamışım. Park 1-2 gün önce 30 günlüğüne kapanmış. Sebebi, o toprakların sahibi olan ve civarda yaşayan yerli halk, “Parkın kendine gelmeye ihtiyacı var, hava alması lazım, turist akınından çok bozuldu, ayrıca bizim bir kaç ayin yapmamız lazım” demiş. Yönetim de kabul etmiş. Olaya bak. Parka giremedim diye üzülsem de yönetimin bu tavrına çok sevindim. Park girişi 15 dolar gibi. 1 ayda ne kadar gelir kaybı olacağını umursamadan kapatmışlar. Bizde bir örneği olması mümkün değil.

Santa Marta Palomino kumsalı ve bir fok balığı :)

Palomino kumsalı ve bir fok balığı 🙂

Tabii bir saat yol gittikten sonra tam parkın yakınında bunu öğrenmek hoş olmadı. Etraftakilerin tavsiyesi ile aynı minibüsle bir saat daha yolculuk yapıp Palomina’ya geldik. Eh işte bir plaj, plaja yakın şanti şanti gözüken hosteller, akşam üstü sokağa dizilen mangallar ile ziyaret ettiğinize çok üzülmeyeceğiniz bir yer. He, benim gibi Karayiplerde çok zaman geçirdiyseniz, çok özelliği yok. Neyse üzgün eve döndüm, Rodolfo teskin etti beni, “ya zaten niye bu kadar meşhur anlamıyorum, sıradan bir park işte” diyerek.

Kolombiya’da mutlaka Karayip kıyısına gelmek gerekiyor, ırk farkı, kültür farkı, yemek farkı, müzik ve dans farkını görmek için. Ha CartagenaSanta Marta mı derseniz, ben Cartagena derdim. Ancak Taganga’ya gitmedim, gidenler güzel olduğunu söylüyor ama artık günümüzde kimse yaptığı/gittiği/yediği/içtiği şey için kötü demediğinden (illa ki harika çok şahane en iyi olacak – ay ne kadar güzeliz temalı) ne kadar güvenilir bilgi bilmiyorum. Unutmadan, bu civardaki önemli aktivitelerden biri de en kuzey doğudaki Cabo de la Vela’ya gitmek. Ulaşım zorlu, sıkı bir hiking gerekiyor ama çölün denizle buluştuğu bölge olarak çoğu kayalık güzel yer yüzü şekilleri olduğu söyleniyor.

2 Comments

  • agsidar 23/05/2017 Reply

    1-Santa Marta için güvenli diyebilir misiniz? güvenlik sorunu varmı?
    2-Hayat pahalı mı?
    3- Börtü böcek, haşeret çok mu?
    4-Pis bir yer mi?

    • Serhat 23/05/2017 Reply

      1-Evet. Hayır.
      2-Hayır.
      3-Bilmiyorum.
      4-Pazarı hariç değil.

Leave a Reply