Medellin’e hoş geldik

Meksika’nın bir kısmı dahil Orta Amerika’da hemen hemen tüm ülkeleri gezdim, ilk kez “ulan burada yaşanır be” dediğim yer Medellin, Kolombiya oldu. Bunu düşünen tek Türk de ben değilmişim, burada öğrendim.
Bir süredir yazmıyorum. Kardeşim sürekli azarlıyor, ne yapıyorsun ne ediyorsun bilemiyoruz diye. Haklı. Bloga baktım, Nikaragua Leon’da kalmışım ki oradaki ilk şehrim. Nikaragua, Kosta Rika, Panama ve bir süredir bulunduğum Kolombiya hakkında bir şey yok 🙂
Medellin

Dağların arasında bir şehir: Medellin

Hepsi ayrı birer hikaye olan (kısmetse yazacağım) sınır geçişlerinin ardından Nikaragua, Costa Rika ve Panama’ya geldikten sonra, Güney Amerika’ya geçme zamanı geldiğinde ilk kez uçak kullanmak durumunda kaldım ve Panama City’den Medellin, Kolombiya’ya uçtum. 5-6 gün Medellin’de kaldıktan sonra ülkenin kuzeyine, Cartagena’ya sonrasında daha da kuzeye Santa Marta’ya gittim. Ancak geri Medellin’e döndüm. Şu anda bir Kolombiyalı çift ve bir Amerikalı genç ile paylaştığım Medellin’in iyi semtlerinden Laureles’deki evimizin masasında, çay eşliğinde yazımı yazıyorum.

Uzun sözün kısası Medellin güzel arkadaşlar. Ben pek sevdim. Neden sevdim, 15 öncesine kadar sadece uyuşturucuyla anılan bu şehirde ne buldum anlatmaya çalışayım.
IMG_2337

Escobar’ın da favori yerlerinden Guatepe. Medellin’e 1.5 saat uzaklıkta.

Medellin, bir çoklarınızın bildiği üzere büyük uyuşturucu kralı Pablo Escobar’ın memleketi. Hala izlemediyseniz The Two Escobars isimli belgeseli izlemenizi tavsiye ederim. Bununla birlikte, lokaller pek hoşlanmasa da Netflix’in yeni serisi Narcos‘u da izleyebilirsiniz. Olaylar 90ların Kolombiya’sında geçiyor ve merkezdeki adam Escobar. Ama Kolombiyalı gözüyle bakılınca Midnight Express. Sadece buraya gelince anlaşılabilecek çok kötü bir tarihi var Medellin’in. Özellikle 80lerin sonu ve 90ların başında uyuşturucu parası her alana etki etmiş, polisinden futbolcusuna kadar uyuşturucu kartellerinin oyuncağı olmuşlar. Bu durum Kolombiya’nın genelinde de böyle. Halk uyuşturucu kartelleri, bunları hedef alan sol politik görüşlü ordu, buna karşı kartelin oluşturduğu sağ görüşlü ordu ve devlet arasındaki çatışmaların arasında kalmış. Anlatılanlar ve belgesellerde bu 4 ayaklı savaşın ne denli kanlı olduğu görülüyor. Üç devlet başkanı adayından ikisinin suikast sonucu öldürülmesi ve üçüncünün başkan olması gibi hikayeler var ki kimin nasıl at koşturduğunu, alt taraflarda kanın gövdeyi nasıl götürdüğünü anlatıyor. Taktir ettiğim şekilde, büyük ihtimal ABD’nin de yardımı ve baskısı ile hükümet bir şekilde bunlardan kurtuluyor. (Escobar’ı diğer kartellerin yardımı ile öldürüyorlar)

IMG_2228

20 sene öne cesetleri attıkları yer şimdi Işık Meydanı. Tam şehrin merkezinde.

Medellin ezelden beri Kolombiya içinde farklı bir yere sahip. Antioquia bölgesinin en büyük şehri 1500 metredeki bir platoda, etrafı ise dağlarla çevrili. Dağların da rakımı 2500 metre civarı. Buraya ilk gelen yerleşimciler, İspanya’nın Bask bölgesinden kopup gelenlerle bir kısım Yahudiler. Yürüyüş turundaki rehberimiz, “burası bir tencere gibiydi, bu insanlar kendi kendilerine piştiler burada” diyerek özetlemişti. Gerçekten erişimin çok zor olduğu bir yerde diğer bölgelerden uzakta bir gelişim sergilemişler. Bugün de kendilerini diğer Kolombiyalılardan biraz üstün görüyorlar yazsam yanlış olmaz. Kolombiya’da, belki de Güney Amerika’da (Güney Amerika kısmından emin değilim, 6 aya teyit ederim) metro hattı olan tek şehir Medellin. Bununla acayip övünüyorlar. Metro yer yüzünden gidiyor. 2 hat var. Bir de teleferik hatları var ki, şehri çevreleyen dağlardaki varoşlara gidiyor, şahane bir hizmet. 1995’den beri sürekli gelişen bir şehir. Buradaki belediye sürekli bir şeyler yapmaya çalışıyor ve halk bunları sahiplenip koruyor. Bu günlerde merkezden geçen bir tramvay hattı açmak üzereler. Boş tramvay şehirde geziyor test amaçlı.

Şehir merkezinde, ne güzel meydan diye gezdiğiniz yerlerin 20 sene önce varoş, hırsız, katil, fahişe takımının yatıp kalktığı, değil insanların, polisin bile giremediği yerler olduğu duyduğunuzda şehrin gelişimine daha da saygı duyuyorsunuz. Dağlardaki en varoş en fakir bölgeye yapılan koca bir kütüphaneden, yine en tehlikeli bölgelerde yapılan yürüyen merdivenlerden gururla bahsediyorlar.
Botero

Kolombiya’nın en önemli sanatçısı kuşkusuz Botero. Resim ve heykelleri şehrin her yerinde.

Medellin bir şehir. Varoşların da , koca binaların da güzel semtlerin de olduğu, 2.5 milyonluk bir şehir. Peki neyini sevdim? Bir yer hakkında kendinizi iyi hissettiren ilk unsur her zaman insanlar. Buradaki insanlar gerçekten sıcak ve iletişime açık. Kendilerine Paisa diyorlar. Burada karşılaştığım hemen hemen tüm yabancılar (aralarında Türkler de var) aynı şeyi söylüyor. Bu durum büyük bir fark yaratıyor. Hele bizim gibi, iletişime kapalı, ön yargılı ve sevgisiz bir toplumdan geliyorsan biraz şaşırıyorsun. Samimi olarak ilgililer. Sosili aldığım büfede bir problem yaşadım, kusura bakma rakamlarla aram iyi değil dedim, nerelisin sorusunun ardından standdaki 3 kişi toplandı.

Botero Mirror.

Botero’nun askerleriyiz! Botero Aynası 🙂

“Ülken nasıl, neler yeniyor, bize Türkçe bir şeyler söylesene?” diyerek sıkıştırdılar. Gözlerindeki samimi merak ifadesini görünce şaşırıyorsun. Türklerden Sedat arada arkadaşlarını ziyarete bir üniversite kampüsüne geliyor, haftada 1-2, “o kadar çok kişiyle tanıştım ki bizimkileri beklerken” diye anlatıyor geçen gün. Bazı çok güzel semtler var, geneli yeşillik içinde. Misal kaldığım Laureles, yabancıların favorisi ve Medellin’in en pahalı bölgesi El Poblado gerçekten güzel semtler. Laureles’de kendimi Hamburg’da (gördüğüm en yeşil şehirlerden biriydi) hissediyorum. Havası şahane. Yani geldiğim dönemden mi bilmiyorum ama sürekli  20-24 derece bir havası var. Kuzeyde 35 derece, o kadar söyleyeyim. İngilizce az konuşuluyor. Benim için iyi çünkü az buçuk konuşuyorum. En son aldığım eşofmanı ve artık iyice yırtılan şortumu terziye verip derdimi anlatabildim 🙂 Belli bir serbestlik var, parklarda içki içmek serbest, yani içki tabii bir sorun değil, parkların çoğunda ot içenler bazılarında daha ağır uyuşturucu kullananları görebiliyorsun. Bana Medellin oldukça güvenli geldi. Tabii ki merkezden çok uzaklaşmadım, hala akşamları gitmemek gereken yerlerden bahsediyorlar ama genel olarak güvenli. Hoş buranın en güvensiz yerlerinden biri merkezi. Ve tabii ki Medellin’in dünyaca meşhur kadınları. Kadınlar güzel. Tabii burada bir estetik akımı var. Göğüs ve popo (biraz da burun) estetiği çok yaygın. O kadar ki aileler çocuklarına hediye olarak estetik yaptırıyorlar 16-17 yaşlarında. Şikayetçi miyim? Değilim. Biraz dikkat dağıtıcı 🙂 Yani burada dükkanlardaki vitrinlerin bile göğüsleri kocaman, istinasız hepsinin. Göğüs estetiği tamam da popo estetiği enteresan.

IMG_2200

İyi kahve ve güzel cafeler

Hani Latin kliplerinde görürsünün, kadının gerçekten yer çekimine meydan okuyan bagaj gibi götü vardır, üzerine bira şişesi koyabilirsin, hah bildin mi? İşte onlar estetikliymiş.Az daha unutuyordum, harika kahve var. Ama son aylarım hep kahve üreten yerlerde geçtiği için aklıma gelmemesi normal. Ayrıca işkembe çorbası var buranın geleneksel yemeklerinden.

Uyuşturucu, kadın ve işkembe. Daha ne olsun?
Neyse Medellin hakkında yazacak çok şey var. Bir süre daha buradayım. Başka yazılara da malzeme kalsın. Motosikletiyle dünya turu yapan, Alaska’dan Arjantin’in güney ucuna inen, daha doğrusu inmeye çalışan Erol ile tanıştım. 7 aydır Medellin’de kalmış. Erol’un okulunda bir Rus kadın ile tanıştım. Ekvador, Brezilya, Arjantin ve diğer bir kaç ülkede yaşamış ama son 1.5 senedir Medellin’deymiş. Sadece erkekler değil gelip gören çoğunluk şehri seviyor sanırım.
Siz de gelin 😉

Leave a Reply