Kahve rotası: Salento ve Cocora Vadisi

Bu yazımı Salento ’da bir hostelin bahçesindeki ahşap masada, etraftaki yemyeşil vadilere bakarak yazıyorum. Ayağımın dibinde iki köpek yatıyor.

Yambolombia Hostal

Yambolombia Hostal. Biraz hippi mekanı olsa da dünyadan uzaklaşmak için ideal

Uzaktan bir horoz sesi geliyor. Ara sıra hostelin arkasında serbest gezen atın homurdanmasını duyuyorum. (At bir süre sonra yanıma gelip kendini sevdirdi) Tepemdeki ağaçlarda kuşlar cıvıldıyor, eğitimsiz kulağım bile 5-6 ayrı türü seçiyor. Bunun dışında sadece rüzgarın sesi var. “Ama bi boğaz değil”cilere yine selam olsun. Herkesin cenneti kendine.

Uzun zamandır yazamadım. Öncelikli sebebi çantamda açılan mataram yüzünden bilgisayarımın bozulması, o sıralarda büyük şehirden uzakta olmam, Bogota’ya dönüp ibr Apple servisine gittiğimde hemen hemen yenisi kadar tamir ücreti istemeleri ve bir süre bilgisayarsız kalmam. Sonrasında kendime yeni bir Macbook Air 11” aldım ki, ABD fiyatı 900 dolarken ben Kolombiya’dan indirimle 700 dolar civarına hallettim. Tek sıkıntı klavye İspanyolca 🙂 Diğer sebebi de son 1-2 haftadır sık yer değiştirmem.

Ocaso kahve

Salento’daki Ocaso Kahve Çiftliği’nde kurutulmuş kahve çekirdekleri. Kavrulmadan önce bu renkteler.

Son 4 gündür Kolombiya’nın kahve bölgesi ya da kahve üçgeni diye adlandırılan bölgede, Salento’dayım. Kolombiya dünyanın 3. büyük kahve üreticiyismiş, Brezilya ve Vietnam’dan sonra. Bu üç ülke dünya kahve üretiminin %75’ini gerçekleştiriyormuş. Kahve üretimi yapılan geri kalan 20 kadar ülke ise %25 üretimi gerçekleştiriyormuş. Bu bilgileri katıldığım kahve turundaki rehber verdi.  Aynen çay gibi, kahve de Kolombiya’ya özgü bir bitki değil. Biraz Brezilya’yı kopyalamışlar.  Aslında biraz hazin bir öyküsü var, daha sonra anlatacağım.

Salento, Quindio bölgesinin büyük şehri Armenia’ya 15 Km uzaklıkta, şirin bir kasaba. Aslında tarihçesi çok eski değil, yani bir İspanya koloni şehri değil. 1842’de kurulan şehrin takma adı “El padre de Quindio” yani Quinido’nun babası. Deniz seviyesinden 1900 metre yüksekte olan şehrin en önemli ticari geliri kahve, en önemli turistik yeri ise bu kasabayı her türlü gezi rehberinde mutlaka görülmesi gereken listelerine sokan, 60 metreye varan palmiyelerin bulunduğu Cocora Vadisi.

Cocora Valley

Cocora Vadisi boyunca yer alan özel mülklerde hayvancılık yapılıyor.

Salento’daki ilk işimiz tabii ki Cocora Vadisi’nin ziyaret etmek oldu. Salento’nun ana meydanından kalkan jiplere binip vadiye gidiyorsunuz. Eski model Jeep Renegadeler ile hizmet veren Willy’s Salento’nun taksi servisi. Merkez ve oteller, civar turistik yerler ve Cocora Vadisi için fiks fiyatları var. Cocora Vadisi için belli kalkış saatleri olsa da 8 kişi biriktiği anda bir jip kalkıyor. Tek yön gidiş 4200 COP. Yeşillikler içinde sallana sallana vadinin girişine geliyorsunuz. Vadinin girişi bile büyüleyici. Hava açıksa hemen fotoğraf makinenize davranın, dönüşü beklemeyin, çünkü hava oldukça değişken. Vadide izleyebileceğiniz pek çok yürüyüş rotası var. Vadi girişindeki küçük haritadan planlama yapabilirsiniz ama meydanda turist bilgi noktasında dağıtılan haritalar daha detaylı bir harita içeriyor. En çok izenen rotalar Acaime Natural Reserve ve La Montaña gözlem noktasını birleştirip Cocora’ya geri dönmek. Uzun ve biraz zorlu bir doğa yürüşü oluyor ikisini birleştirince. Cocora Vadisi’ni bitirdikten sonra Acaime yolu nehirlerden, ormanlardan geçen 4.5km’lik bir rota.

Cocora

Cocora Vadisi’nden sonra Acaime giden yolda güzel manzaralar var.

Hem rota güzel hem de Acaime’ye gittiğinize değiyor. Girişi 5000 COP olan park Colibri yani arı kuşlarının (Hummingbird) koruma ve besleme alanı. Süper hızlı hareket eden arı kuşlarını çok yakından izleme fırsatınız oluyor. Bu merkezde giriş parasının içinde bir içecek de var, sıcak çikolata, kahve ya da panela suyu ve peynir alabiliyorsunuz. Yiyecek bir şey olmadığından yola çıkarken yanınıza bisküvi ya da çikolata gibi enerji verecek şeyler getirmeniz iyi olur. Acaime’den çıkıp, bir kaç yüz metre geri yürüyüp, La Montaña (Dağ) rotasına devam ederseniz, yaklaşık 1.5 km’lik dik bir yürüyüş parkuru sizi bekliyor. Ödülü ise harika bir yoldan yokuş aşağı kolay bir yürüyüş rotası. Biz tırmanmaya başladığımızda ormanı bir sis kapladı. Oflaya puflaya 2860 metredeki zirveye geldiğimizde ise 10 metre ilerisi gözükmüyordu. La Montaña’da büyükçe bir ev ve orada yaşanlar olduğu tahmin ettiğim insanlar dışında hiç bir şey yoktu. Aşağı yürürken sis ve orman harika bir görüntü veriyordu. Derken yağmur başladı. Tabii ki yanımızda yağmurluklar vardı ancak ıslanmamıza engel olmadı. Sabah 10’da başladığımız Cocora Vadisi yürüyüş turu akşam 16.30 gibi sonlandı. Cocora’ya giderseniz, bu iki rotayı da yürüyüş planınıza katmanızı tavsiye ederim.

Salento’daki yürüşün kısa bir özeti. Dağlar, vadiler, ormanlar, nehirler, kuşlar ve sis 🙂

Salento’da ne yapılır diye sorduğumuzda, yürüyüş, yürüyüş ve daha fazla yürüyüş cevabını almıştık. Yalan değil, eğer doğa yürüşü merakınız varsa daha zorlu, daha yüksek rotalar da mevcut. Ben sakin sakin yürüyeyim, dağ tepe neyime derseniz, Salento’dan çıkıp, kahve yolu denilen yolu takip edim, Quindo nehri kenarına inen rotayı takip edip, nehir kenarı boyunca yürüyüp Boquia kasabasına erişebilirsiniz. Buradna 2.5 KM daha yürüyüp Salento’ya varabilir ya da 1000 COP verip 15 dakikada bir geçen minibüslerle Salento’ya gidebilirsiniz.

Salento La Montaña

Salento’da La Montaña’dan Cocora’ya dönüş yolu. Oraya çıkmak zordu ama dönüş yokuş aşağı ve harika.

Yürüyüş yanında diğer popüler aktivite tabii ki kahve turları. 6000-20000COP arası değişen fiyatlarla civardaki kahve çiftliklerinin düzenlediği kahve turlarına katılabilir, kahve bitkisi, Kolombiya’da kahvenin tarihçesi, toplanma, ayıklanma yöntemlerini gösteriyorlar. Hemen hepsi kahve tadımıyla bitiyor. Biz El Ocaso çiftliğine gittik. Her saat başı tur yapılıyor dolayısı ile beş dakika önce orada olmanız yeterli. Tur sonunda içtiğimiz kahve gerçekten şahaneydi.

Salento’da bir diğer popüler aktivite dağ bisikleti. Merkezin dışındaki tüm yollar toprak ve dağ bisikleti için harika rotalar var. Özellikle hafta sonu civar kasaba ve şehirlerden akın akın gelen bisikletlileri görünce çok şaşırdım. Hepsi mayolu, kasklı, eldivenli belki 100lerce bisikletli vardı etrafta. Kolombiya’daki bisiklet sevgisi beni hala şaşırtıyor. Bisiklet beni yorar derseniz hem merkezde hem Cocora Vadisi’ndeki onlarca merkezden at kiralayıp, atla gezebilirsiniz.

Salento meydanı özellikle hafta sonları hareketli oluyor. Cumartesi-Pazar günleri meydana taksiler dışında araç girişi yasak, meydandaki restoranlara ilaveten, yiyecek, meyve, hediyelik eşya tezgahları kuruluyor. Müzik çalan birine oturup bir bira söyleyip gelip geçeni izlemek keyifli. Calle Real denilen 6. cadde üzerinde bir çok hediyelik eşya dükkanı var. Bu caddenin sonundaki merdivenleri takip ederseniz şehri tepeden gören güzel manzaralı bir izleme noktasına varıyorsunuz. 

Acaime Natural Reserve arı kuşlarınu izlemek için birebir. Merkezde aynı zamanda bir hostel de var.

 

Yemek konusuna gelirsek, burada en meşhur lezzet trucha denilen alabalık. Izgara ya da çeşitli soslarla servis edilen (benim en beğendiğim beşamel soslu ve mantarlı olan) balığın fiyatı 12000-18000COP arası değişiyor. Bunun dışında ızgaracıların sosisleri denemeye değer. Geri kalan ise standart Kolombiya lezzetleri. Burada özellikle Antioquia (Medellin civarı) yemekleri yaygın, çünkü eskiden Antioquia’dan gelen oduncular buradaki ağaçları kesip kendi bölgelerine götürüyorlarmış.

Turistik bir yer olan Salento’da çok fazla hostel ve otel var. Tam merkezde kalmak yerine bahçesi olan ya da merkeze 1-2 KM uzaklıkta olan ve sabah yemyeşil vadilere uyanabileceğiniz otel ve hostelleri tercih edebilirsiniz. Hosteller 20000 COP’dan başlıyor, 35000’e kadar çıkıyor. Otellerin oda fiyatları ile 60000’den başlıyor.

Kasaguadua projesinin ortaklarından Carlos hararetli şekilde bir şeyler anlatırken..

Kasaguadua projesinin ortaklarından Carlos hararetli şekilde bir şeyler anlatırken..

Gelelim yazının başında “hazin öyküsü var” dediğim konuya. Burada Salento’da mutlaka ziyaret etmenizi önereceğim bir diğer aktivite Kasaguadua Natural Reserve turu. Carlos ve İngili arkadaşı Nikolas’ın muhteşem projesini görmelisiniz. Oldukça büyük bir araziyi alıp, burayı bir Doğal Rezerv’e çevirmişler. Kolombiya ve Salento’nun doğası, faunası, florası hakkında sonsuz bilgiye sahipler. Çoğu kişi ormanları kesip kahve çiftliği yaparken bu enterasan arkadaşlar arazilerindeki yağmur ormanını geliştiriyorlar. 3 saatlik harika bir tur yaptırıyorlar ve tur ücretsiz, gönlünüzden ne koparsa veriyorsunuz. Şimdiye kadar gönüllü bir tura verdiğim en yüksek parayı Carlos’a verdim. Gözlerinden hayatlarını adadıkları bu projeye nasıl titizlendiklerini görebiliyorunuz. Carlos bize Salento’nun ve o civarın anlatılmayan hikayesini anlattı. Bir numaları turistik yer Cocora Vadisi, ve vadide tek başlarına dikilen 40-50-60 metrelik palmiyeler var. Geri kalanı çim. Eskiden insanların odun için vadideki ormandaki tüm ağaçları kestiklerini, palmiyelerin kütük olarak değeri olmadığı için sadece onları bıraktıklarını, o bölgenin yerlisi olmayan ve Avrupalı yerleşimcilerle gelen (getirdikleri büyük baş hayvanlarla birlikte geliyor) yayılmacı ve işgalci yeşil çimin ormanın tekrar çıkmasına engel olduğunu anlattı.

At

Salento’daki hostelde serbest gezen bir at vardı. Çok güzel bir hayvan. İlk kez at sevdim, hatta besledim. Nachos ve avakado seviyorlar.

Bunun dışında 80 sene önce kahve ticareti patladığında, bölgede arazisi olan herkesin kahve ya da başka bir ürün üretimine zorlandığını, arazi sahiplerinin topraklarını “kullanmadıkları” anlaşılırsa başkalarına pay edildiğini, bu yüzden hiç orman kalmadığını, ormanların kesilip kahve alanı açıldığını anlattı. Gezdiğim ve büyülendiğim Cocora Vadisi gözüme bir farklı geldi. Tabii ki şu anda o eski yasalar yok, Kolombiya hükümeti kaynakları ve ormanları korumaya çalışıyor.

İlk üç gün sırf aktiviteyle geçirdiğim Salento ziyaretimde 2-3 gün otelden çıkmadan sadece manzara izleyip, yazı yazıp ve videolarımı hazırladığım, sakin bir kaç gün geçiriyorum. Hostelde internet bağlantısı yok, manzara var, at var, köpek var, kuşlar var. Yazıyı yazarken ilk kez elimle bir atı besledim. Görünüşe göre mısır cipsi seviyorlar. Bakalım yazıyı kim bilir ne zaman yayınlayabileceğim

Leave a Reply