Bir başka büyük şehir: Bogota

Her ne kadar büyük şehirlerden uzak durmaya çalışsam da Bogota’dan kaçış yok. Ülkenin ve civar bölgenin en büyük, en kalabalık şehri olan Bogota ’da kaldığım 8-9 gün boyunca düşündüğüm şey “Bir başka büyük şehir” oldu.

Kolombiya seyahatinizi planlarken Bogata’ya mutlaka uğramanız gerekiyor. Kuzeyden güneye giderken mutlaka bir büyük şehirde otobüs değiştirmeniz lazım. Ülkenin ortasında sayılabilecek Bogota’da bunun için iyi bir durak. Ayrıca herhangi teknik bir şeye ihtiyacınız varsa, teknik bir kıyafet, teknolojik bir cihaz vs yine Bogota’ya uğramanız gerek. Bogota’da bir süre kaldıktan sonra maalesef bozulan Apple bilgisayarım için tekrar uğramam gerekti günübirlik.

Downtown Bogota

Bogota merkez, patlıyor herkes. Ana cadde kenarındaki bisiklet yolu gözden kaçmasın.

Bogota şimdiye kadar seyahatimde uğradığım en büyük şehirdi. Sanırım Sao Paolo ve Lima’dan sonraki en kalabalık şehir Güney Amerika’da. Kısa süreliğine büyük şehre uğramak biraz sıkıntılı, şehirin tamamını göremiyorsun ve doğru bir fikrin olmuyor. Hani İstanbul’a 4-5 günlüğüne gelip Sultanahmet bölgesinden çıkmayan turistler gibi. Bogota’da 8-9 gün kaldım ve her gün bir yerini gezmeye çalıştım.

Bogota 2600 metre yükseklikte yer alan bir şehir. Medellin gibi 4 tarafı dağlarla çevrili olmasa da doğusunda tepeler ve dağlar var. Bu yüzden iklimi serin. Sene ortalaması 14-9. İlk kez bavuldan uzun kolluları, montumu çıkarttım Bogota’da.

Bogota’da bir ana terminal var ve otobüsler buraya geliyor. Buradan yakındaki merkezlere taksi 12-14000 COP tutuyor. Taksilerde taksimetre var ancak terminal girişlerinde, pazar günleri ve yanlış hatırlamıyorsam geceleri taksimetredeki fiyatın üzerinde biraz ekliyorlar. Burada da taksimetre gidilen birim yazıyor. İneceğiniz zaman taksici bir tuşa basıyor ve ödemeniz gereken değer çıkıyor.

Graffiti Bogota

Bogota’nın her yernde ama özellikle La Candeleria’da harika graffitilere rastlıyorsunuz. Meşhur sanatçıları var.

Bogota’da turistik açıdan en popüler yer La Candelaria denilen bölge. Eski kolonial yapıların olduğu bu bölgede çokça hostel ve restoran var. Ancak Kolombiyalıların tavsiyesi üzerine burada değil, Chapinero isimli bölgede kaldık. Çok da iyi etmişiz. Her ne kadar La Candelaria dar sokakları, renkli kolonial binaları ile daha cazip olsa da karanlık çökünce tekinsiz olması, genellikle turistlerle dolu olması pek hoşuma gitmedi. Genelde turistlerin yoğun kaldığı bölgede kalırsan, o bölgenin dışına çıkma ihtiyacı hissetmiyorsun. Misal Medellin’de sadece El Poblado’yu bilen turistler gibi.

Bogota’da şehrin iyi bölgeleri genelde şehrin doğu kıyısında bir şerit halinde dizilmiş. Usaquen, altında Chapinero altında da La Candelaria. Eğer 1 hafta 10 gün vaktiniz varsa zamanınızın çoğu burada geçiyor.

La Candelaria  şehrin merkezi diyebileceğimiz  Bolivar Meydanı’na çok yakın. Dar yokuşlu sokaklarında yürürken, etraftaki bazıları mesajlı şahane graffitilere bakarken, civardaki insanlara bakarken özel bir yerde olduğunuzu hissediyorsunuz. Büyük bir bölge değil, 10×10 blok gibi. Şehirde alacağınız yürüyüş turları sizi hep La Candelaria’da gezdiriyor. Açıkçası burada en dikkatimi çeken yer, söylenene göre Bogota’nın bulunduğu yer olan ve şehrin en eski kilisesinin de olduğu Plaza Del Chorro Del Quevedo. Küçük bir meydan. Meydana çıkan bir kaç dar sokakta cafe, bar, takı dükkanları var. Bakkaldan bir bira alıp, bir duvarın dibine çöküp, insanları izlemek için harika bir yer. Oldukça bohem. Sokak çalgıcıları, çok satıcıları, yerel insanlar, bazı turistler ve bence mistik havasıyla La Candelaria’da mutlaka ziyaret edilmesi gerek bir yer.

Cerro de Montserrate

Cerro de Montserrate’den Bogota manzarası

Bu bölgede bulunan Cerro de Monserrate popüler turistik yerlerden biri. Bir tepedeki kilise ve etrafındaki bahçeleri görmek için, La Candelaria’ya yakın bir bölgeden yukarı çıkan funikülere binmeniz gerek. Yukarıda güzel bir Bogota manzarası, aktif bir kilise, küçük bir el ürünleri pazarı ve yemek yerleri var. Görülmeye değer.

Cerro de Montserrate

Cerro de Montserrate’da bahçelerle çevrili güzel bir kilise var

La Candelaria’ya yakın olan Plaza de Bolivar, şehrin en önemli meydanı. Meydana bakan devlet binaları, satıcılar, pandomimler, kalabalık, restoranlar, dükkanlarla bir büyük şehir meydanı. Meydana bakan katedralin yanından La Candelaria’ya çıkan 11 numaralı sokakta ise yerel lezzetleri tadabileceğiniz iyi restoranlar var yan yana.

Plaza de Simon Bolivar

Bogota’nın merkezi Plaza de Simon Bolivar

Meydandan 2 blok aşağıdaki 10.cadde için(Carrera 10) turistik bölgenin bittiği yer deniliyor. Valla biz geçtik, hiç de bir şey olmuyor. Bu histerik Kuzey Amerikalılar yüzünden böyle sınırlar çiziliyor. Çok pimpirikliler. Bizim Eminönü’den alışık olduğumuz kalabalığı, dükkanları, görüntüleri tehlikeli buluyorlar. Neyse. Bolivar Meydanı’na inerseniz, kuzeye doğru giden yaya yolundan yürüyüp sokak satıcıları, sokak performansçılarını görüp kalabalığın arasına karışabilirsiniz.

Plaza de Simon Bolivar civarında bu şirin hayvanların yarışına bahis oynayabilirsiniz. Tam da yarış değil anladığım kadarıyla, seçilen Gine Domuzu'nun hangi kutuya gireceğini tahmin ediyorsunuz. Rulet gibi, evin üstüne parayı koyuyorsunuz.

Plaza de Simon Bolivar civarında bu şirin hayvanların yarışına bahis oynayabilirsiniz. Tam da yarış değil anladığım kadarıyla, seçilen Gine Domuzu’nun hangi kutuya gireceğini tahmin ediyorsunuz. Rulet gibi, evin üstüne parayı koyuyorsunuz.

Guinea Pig yarıştıranlardan sağlam Balkan müziği yapan gruplara kadar geniş bir yelpaze var. Burada yapılabilecek diğer önemli şey ise Altın Müzesi’ne uğramak. Genelde bu altın müzelerini es geçiyorum ama Bogota’daki oldukça büyük ve Kolombiya tarihini anlatan binlerce parça var. Çok güzel bir müze.

Chapinero bölgesi ise daha yaşamsal bir mahalle. Arada kırmızı tuğlalı çok güzel evlerin de olduğu bazı sokaklarda kendinizi İngiltere’de zannedebilirsiniz. Kaldığımız hostel buradaydı. Kalmak için tavsiye edebilirim. Cici restoranların ve cafelerin de olduğu bölgedeki favorim 70.cadde üzerindeki Juan Valdez Origenes’di. Juan Valdez, Kolombiya’nın en meşhur lokal kahve zinciri, bizdeki Kahve Dünya’sı gibi. Bu şubesi gerçekten çok güzel.

Chapinero ile La Candelaria arasında bulunan Plaza de Mercado de Paloquemao da ziyaret etmeğe değer büyük bir pazar. Çiçek marketinden, sebze-meyve’ye balık pazarından temizlik malzemelerine kadar her şey var. O kadar değişik sebze ve meyve var ki ancak maalesef çoğunu hatırlamıyorum. Pazar içindeki yeme içme alanları da tam pazar usülü. Kalabalık, lezzetli ve ucuz.

Bir başka güzel bölge kuzeydeki Usaquen. Burayı gezmek için rotanızı Usaquen Parkı’na ayarlayabilirsiniz. Bu küçük parkın etrafındaki sokaklarda her mutfağın en iyi temsilcileri, parkın güneyine çıkan sokaklarda el yapımı tasarım ürünleri satan sokak satıcıları olan güzel bir mahalle. Meşhur zincir otellerin şubelerinin de olduğu bölgede La Candeleria’ya göre üst seviyede konaklama imkanı var.  Park ve batıdaki Autopista Norte arasındaki bölge de yürüyerek keşfetmeye değer.

Usaquen

Bogota Usaquen’de bir Fransız restoranı.

Gelelim Bogota’nın en sevdiğim bölgesine. Şehrin merkezinde bulunan parklar zinciri. En büyük parklardan biri olan Simon Bolivar Parkı, hemen yanındaki Jardin Botanico, Parque de Los Novios ve Parque El Salitre ile şehrin en merkezi yerinde çok büyük bir yeşil alan. Yani bizde İstiklal Caddesi’ndeki ağaçlar sökülürken, burada, merkezde bu kadar büyük parkların olması bir kez daha  “Buranın yöneticileri ne kadar mal. Ne güzel toplu konut yapılır buralara” diye düşündürdü beni.

Parque de Simon Bolivar

Parque de Simon Bolivar’dan küçük bir parça

Tüm parkların her alanı halka açık. Her yerde, “parklar sizin, tadını çıkartın ama koruyun” tabelaları var. Herkes parklarda, yeşillerde. Her parkın içinde yapay göletler var. Normalde parklarda kamp yapmak yasak ama günübirlik dikilen çadırların sayısı az değil. Yeme içmeden bahsetmiyorum bile.  Biz Türklerin doğa, ağaç ya da genellersek yeşil sevmez yapımıza son derece ters. Bogota’da az bir süre kalsak da parklara bir kaç kez uğradık. Maç yapan da var, sevişen de. Kimse kimsenin umurunda değil.

Parque de Simon Bolivar

Parque de Simon Bolivar kitap keyfi

Bogota büyük. Mesafeler uzak. Taksi ucuz olsa da çok iyi işleyen metrobüs sistemi TransMilenio’yu çözerseniz çok rahat edersiniz. Belki ayrı bir yazını konusu olabilir, ilk bakışta biraz karışık geliyor insana. İnat edip, bir istasyonda bir sağa bir sola giderek ve 30 dakika harcayarak sistemi çözdük. Bundan sonrası çok rahat oldu. İstasyonlardan 3000COP ye alacağınız elektronik kartlara para dolduruyorsunuz, Akbil mantığında. Kendi şeridi olduğu için oldukça hızlı hizmet veriyor. Sıkıntı haritalardaki aktarma noktalarını anlamak. Her istasyonda gerekli haritalar var.

Bogota’nın dışında günübirlik ziyaret edilecek yerler de var. Bunlardan ikisi Zipaquira’da bulunan Catedral de Sal ve Guatavita’da bulunan Laguna de Guatavita. Eğer erken yollanırsanız ikisini aynı gün yapabilirsiniz. Tuz Katedrali, Zipa’da bulunan (Zipaquira’nın kısaltılmış hali) tuz madeninde, madencilerin yaptığı bir kilise. Maden içinde çeşitli galeriler var, kiminde beton bloklarda yer alan haçlar kiminse oturma düzenli kocaman salonlar var. Bence etkileyici. Guatavita’daki lagunu ise göremedik, zira vardığımızda saat 17.00’i geçmişti ve park kapalıydı. Hoş erken de gitsek giremeyecekmişsiz çünkü El Niño dolayısı ile su seviyesi düşük olduğundan park kapalıymış. Fotoları çok güzeldi ama.

Catedral de Sal

Zipa’daki Catedral de Sal – Tuz Kilise’si görülmeye değer.

Küçük şehirlerde ve kasabalarda bulamayacağınız barlar, publar büyük şehir Bogota’da her köşede. Ayrıca zengin bir gece hayatı da var. Gitmesem de özellikle salsa için tavsiye edilen yerler Quiebra Canto, Son Salome ve Galeria Cafe Libre oldu.

Normalde gezginler büyük şehirleri atlar ancak Bogota benim için pişman olmayacağım bir durak oldu. Gitmezseniz çok bir şey kaçırmazsınız ancak giderseniz de pişman olmazsınız. Yakında THY’nın Bogota’ya direk uçuş koyacağı söyleniyor. Dolayısı Türklerin Kolombiya’ya giriş noktası olacak bu büyük şehir moralinizi bozmasın. Kendi içinde güzel ama Kolombiya’nın asıl zenginliği bu büyük şehirde değil, diğer şehir ve kasabalarında.

Leave a Reply