Utila – Honduras’tan, Leon – Nikaragua’ya geçiş

Utila’da harika bir 5 hafta geçirdim. Harika derken, kimi zaman sessiz sakin, kimi zaman su altında, kimi zaman masa üzerinde oynayarak (bir kere oldu sadece), geneli sıcak havada geçti. Yolda scooterla giderken arada tanıdıkları görmek, bazılarının adınla hitap etmesi insana güzel geliyor. 1 ayda alıştım adaya. Ancak daha görecek yerler var, hareket etme vakti geldi diyerekten Honduras’tan sonraki durağım Nikaragua’ya gitmek üzere planlarımı yaptım.

Utila’ya zor geldim. Ayrı bir yazıyı hak eder, dolayısı ile bu sefer kolay yolu seçtim. Guatemala – Belize – Honduras – Nikaragua seyahat edenlerin neredeyse sabit rotası olduğundan bir girişimci Utila’nın karşında ana karada olan La Ceiba’dan, Nikaragua’nın kuzeyindeki Leon’a servis hizmeti başlatmış. Utila’dan gelen tekneyi karşılıyor, 15 saatlik bir yolculuktan sonra aynı gün ama geç vakitte Leon’a varıyorsun. Bunun dışında karadan aynı gün içinde Nikaragua’ya geçmek mümkün değil. Honduras’ta da hiç bir yerde geceyi geçirmek istemiyordum, dolayısı ile bu serviste yerimi ayırttım. Ucuz değil, 80 dolar, ama kapıdan kapıya servis, sınır geçişleri dahil. Ucuz değil derken, aynı seyahati, konaklama dahil 30 dolara getirebilirsin. Biraz sürünürsün o kadar. Yani ben sürünürdüm, koca bavulla hiç bir yere sığmadığım için hareket imkanım kısıtlı.

Neyse, Tornabe.com’dan rezervasyon yaptım. Sitedeki telefonu arıyorsun, ya da benim durumumda whatsapp’den mesajlaşarak hallediyorsun. Cumartesi sabahı 6.20 deki tekne ile La Ceiba’ya geçtim. Servisin sahibi Omar ile buluştum. 5 kişiydik. Klimalı, TV’li, hatta internetli minibüsümüzle yola çıktık. 2 şoför var, paylaşımlı kullanıyorlar uzun yolda. 10. dakikada pişman oldum. Arkadaş Omar’in bizi teslim ettiği şoförler öyle bir kullanıyor ki tek şeritli yolda, klima full çalışmasına kadar donuma kadar terledim. Diğer herkes zırt diye uyudu, ben uyuyamadığım için korku filmi izler gibi izliyorum. Olacak şey değil. Hani Gebze-Harem, Kartal-Pendik minibüsü, Kadıköy – Taksim dolmuşu, yarışan halk otobüsleriyle büyüdük İstanbul’da. Hepsine el öptüren iki genç var önde. Bir uyardım nazikçe. Sonra herkesi uyandıran bir frende yine uyardım. Akabinde whatsapp’den patronlarına yazdım. Teknoloji… Hemen çocukları aradılar. O sıra zaten çift şerit otobana çıktık ama o iki saatte canımdan can gitti. Serviste olan diğer arkadaşla konuştum, o da “Acaba ailemle ne zaman irtibata geçerler? Kazadan ne kadar sonra beni soyarlar, kimliğimi bulurlar mı?” diye düşünüyormuş.

Arada bir kaç mola verip, Choluteca üzerinden Honduras sınırına geldik. Burada şiddetli bir yağmur başladı. Filmlerdeki yoğunlukta ve şimşekli. Honduras sınır geçişi çok kolaydı, pasaportları verdik, parmak izimiz alındı, minibüse girip devam ettik. Çıkış harcı vs yok. Nikaragua tarafı da kolaydı. Hatta çok kolaydı. Şoför pasaportları topladı. Giriş için gerekeli olan adam başı 12 dolar karşılığı Cordoba aldı gitti. Tabii öncesinde ayaklı döviz bürosu abi yanaştı, çok da fena olmayan kurdan elimizdeki Honduras Lempiralarını bozdurup Nikaragua Cordoba’sı yaptık. Sınırda ne bizi görmek istediler, ne parmak izi aldılar, ne pasaporta damga vuruldu. Sadece bir kağıt parçası verdiler, dekont gibi, üzerinde 30 gün vizem olduğu yazıyordu, o kadar. Normalde vize süremiz daha fazla bildiğim kadarıyla ama Guatemala, Honduras, El Salvador’da da geçirdiğin süreyi de topluyorlarmış dediydi biri. Merak edip baktım, Dışişleri Bakanlığı sayfasında sadece vizeden muaf yazıyor Nikaragua için. Valla bu kadar kolay oldu.

Son mola yerimiz Choluteca’dan sonra iyice berbatlaşan yol, Nikaragua’ya girince birden düzeldi. Sınırdan sonra 1.5 saat içinde Leon’a geldik. Herkesi hostellerine bıraktılar, zaten küçük bir şehir.

Kapıdan kapıya, konforlu ama ilk saatleri çok korkutucu geçen bir yolculuk sonrası Nikaragua’nın devrim şehri Leon’a sağ salim ulaştım.

Leave a Reply