Başka bir su altı: Freediving / serbest dalış nedir?

Utila’da tüplü dalıştan sonra tanıştığım diğer bir su altı deneyimi serbest dalış oldu. Çok bilinmeyen bir spor olduğu için deneyimlerimi biraz anlatmak istiyorum. Konu hakkında hiç bir bilgim yoktu. Sadece tüpsüz ve teçhizatsız, tek nefesle yapılan bir dalış olduğunu biliyordum. Biraz Yasemin Dalkılıç, biraz Şahika Ercümen o kadar. Adadaki dalış okullarını araştırırken Free Dive Utila (Apnea Total Utila)’yı görmüştüm Tripadvisor’da, yorum bırakanların hepsi 5 yıldız vermişti. Hepsi güzel bir deneyimden ve iyi bir ekipten bahsediyordu. Öncelikli hedefim tüplü dalış olduğundan Alton’s Dive Center’da dalış eğitimine başladım. Alton’s yeri Free Dive Utila’nın hemen yanı. Her gün görür oldum. Aklımın bir yerinde sürekli bunu denemek var. 2.5 günlük kurs sonunda ilk gün 12 metre, ikinci gün 21 metreye indiriyorlar. Yani sen iniyorsun. İnanılmaz gelse de, özellikle tüplü dalışı öğrendikten sonra, serbest dalışı çok merak etmeye başladım. Kendinle alakalı, kendi fiziksel sınırlarını keşfetmekle ilgili olduğunu düşünüp heyecanlanıyordum. Sonradan öğrendiğim üzere konunun çok küçük kısmı fiziksel.

Tüplü dalış araba kullanmak gibiyse, serbest dalış motosiklet kullanmak gibi geldi bana. Dış etkilere daha açıksın, her şey daha hızlı olup bitiyor, daha hızlı dalıyor, daha hızlı çıkıyorsun. Bizim kadın sporcular, ki alanlarında bilinen sporcular TV’de, gazetede serbest dalışçı olarak geçiyor. Öğrendim ki “serbest dalış yapıyor” demek “atletizm yapıyor” demek kadar genel. Misal Şahika Ercümen serbest dalış dünya rekortmeni olarak geçiyor basında ama bu biraz sığ bir tanım. Öncelikle, serbest dalışın çok fazla alt dalı var. Bu dallarda organizasyon düzenleyen AIDA ve CMAS kurumları var ve bunların turnuvalarındaki alt dallar birbirinden farklı. https://en.wikipedia.org/wiki/Freediving Bu adreste AIDA ve CMAS’ın yarışma kategorilerini görebilirsiniz. Bizim Türkler genelde CMAS’ın FIM (Free immersion apnea without fins ve Variable weight apnea without fins) dallarında rekor sahibi. Linke bakarsanız çok fazla alt dal var ve hepsi derinlere dalmayı gerektirmiyor. Kısaca özetlersem, serbest dalışta havuz yarışları var. Bunlar Static ile başlıyor, havuzda bir yere tutunup kafanız suyun içinde nefesinizi ne kadar tutabildiğinizi ölçüyor. Dynamic ise yine havuzda tek nefeste ne kadar mesafe gidebileceğinizi ölçüyor, ki bunun paletli paletsiz versiyonu var. Gelelim derine inenlere. Free Immersion, bu benim de yaptığım, bir kılavuz ipe tutunarak daldığınız ve yine ipi kullanarak yukarı çıktığınız disiplin. Belinizde ne kadar ağırlık varsa aynı ağırlıkla yukarı çıkıyorsunuz. CWT ve CWF (Constant Weight, Constant Weight with Fins) sabit ağırlıkla dalıp, aynı ağırlıkla yüzeye çıktığınız disiplin. Paletli ve paletsiz versiyonları var. Batmak için ağırlık takıyorsunuz, aynı ağırlıkla yukarı çıkmak durumundasınız. Bunun VWT (Variable weight apnea) versiyonunda dalış için kullandığınız ağırlığı yukarı çıkarken atabiliyorsunuz. Artık tak çıkar ağırlıklar yerine aşağı inen bir kızak kullanılıyor, yukarı kendileri ağırlıksız çıkıyor. Bir de no limit versiyonu var ki, burada her türlü şey serbest 🙂 En derine bu disiplinde gidiliyor. Dalmak için bir kızak kullanılıyor, yukarı çıkmak için dalgıç balon gibi bir şey kullanıyor kendini yukarı taşıyan. Ölümle sonuçlanan bir kaç dalışın genel sebebi bu teknik ekipmandaki sıkıntı. Bunlar AIDA’nın en temel kategorileri, CMAS’ın kendine özel kategorileri de var. Özetle disiplin çok. http://www.aidainternational.org/competitive/disciplines sitesinden detaylı bilgi alabilirsiniz.

AIDA ve CMAS sertifikaları veren serbest dalış kursları bu federasyonların ön gördüğü eğitim kademelerini veriyor. CMAS’ın klasik 1-2-3-4 yıldız dalgıç kademelerine karşın, AIDA’nın da benzer yıldız sistemi var. Merkezi Taylan’da olan ve alanında özelleşen serbest dalış okullarından Apena Total ise bunu Freediver, Advanced Freediver, Master Freediver ve Freedive Instuctor olarak ayırıyor. Benim eğitim aldığım kurum Apena Total’in Utila şubesiydi. Özellikle Asya’da çok yaygın. http://www.apneatotal.com/ adresinden detaylı bilgi alabilirsiniz. Dalış merkezinin sahibi Tex, benim eğitmenim Lisa serbest dalışa Tayland Koh Tao adasındaki merkezde başlamışlar seneler önce. Burada Advanced eğitimlerini yapmaya gelen bir grup insanla tanıştım, Tayland’da başlamışlar, fundivelar için bir sürü Apnea Total ve diğer serbest dalış okuluna gitmişler, burayı öve öve bitiremediler. Neyse ben zaten gitmeye karar vermiştim, onlarla konuşunca kesin kararımı verdim ve serbest dalışa ilk adımımı attım.

Apnea Total Utila

Apnea Total Utila’daki eğitmenim Lisa.

Eğitmenim Lisa, Julie Delpy’e benzeyen (Before Sunrise, Before Sunset), ayn zamanda yoga hocası olan bir Alman. İlk yarım gün birlikte bir kaç video izledik. Bana yukarıda anlattığım disiplinleri anlattı. İkinci günün sabahında dalışa gittik. 2.5 saat suda kalıyorsun ve sürekli bir şeyler yapmaya çalışıyorsun. Yorucu ama öğretici idi. İlk gün sonunda hedef olan 12 metreye inmeyi başardım Free Immersion (kılavuz ipi kullanarak) ile. İkinci günün öğleden sonrasında yine bir takım bilgiler ve videolar, bu sefer daha çok tehlikeler, sıkıntılar ve bunları önlemek üzerine konuştuk. 3. günün sabahı yine dalış. Su içinde güvenlik tatbikatları yaptıktan sonra dalmaya devam ettik. Ben hedef olan 21 metreyi bir kaç metre geçtim. Daha sonra sığ suya geldik, sığ dediğim 15 metre, ki bu alan benim ilk tüplü dalış yaptığım alandı, burada süresi 2.20lik bir dalış yaparak hem kendimi hem de okul eğitmenlerini şaşırttım. Dibe inip, kumda bekledim, etrafa baktım, balıklarla konuştum, gayet rahat şekilde, sonra yüzeye çıktım. Ki bu son dalıştı. Harika bir kapanış oldu. Bir kaç gün sonra fundive’e gittim Freedive Utila ekibiyle. Artık öğrenci olmadığım için her dalışta yanımda eğitmen olmadığından (ve dalış bilgisayarım da olmadığından) kaç metreye daldığımı bilmiyorum ama dip 33 metreymiş, kılavuz ip bir kaç metre üstüne bitiyor, dibi ve ipin ucunu görebilecek kadar indim, yaklaşık 25-26 metre olmalı. Bundan sonra asıl hedefim olan Halliburton batığının olduğu lana geçtik. Bir iki tanıma dalışından sonra, Önde Tex arkada ben batığa dalıp, en üst odasının içinden geçtik. 18-20 metre civarı. Ama batığın içinden geçmek çok çok heyecan verici bir olaydı. Zaten videoda da göreceğiniz gibi, 6 aylık köpek yavrusunun heyecanı var içimde. Video’yu da master freedive eğitimi için orada olan Zach çekti.

Peki nasıl oldu. Bir dakikadan fazla nefesimi tutamazken, 3 metreden sonra kulaklarım zonklamaya başlarken, nasıl olur da bu derinliklere bu sürelere çıktım. Çok çalışma, azim, hırs, arzu, odaklanma. Siz uyurken ben her sabah erken kalkıp antre… Şaka lan şaka. Her gün hamburger yiyip, bira içiyorum, sabahtan akşama evde yatıyorum. Tabii ki ileri seviyeler için yapmanız gereken şeyler var ama bazı teknikleri biliyor, uyguluyor olmanız yeterli oluyor. O kadar çok olumsuz etki var ki dalmanıza engel, ama hepsi aşılabiliyor.

Bazı temel şeyler var. Konular hakkında derin bilgim yok, öğrendiklerimi anladığım kadarıyla serbest dalışı merak edenler için yazıyorum.
Öncelikle oksijen kullanımı. Bizi nefes almaya isten en basit dürtüye karşı savaşmak gerçekten çok zor. Hem fiziksel hem psikolojik olarak. Nefesinizi tuttuğunuzda bir süre sonra vücudunuzda oluşan kasılmalar vücudunuzun karbondioksidi atmak için yaptığı bir eylem. Nefes tutarken ki boğulma, patlama hissi aslında vücudun oksijen ihtiyacından değil, vücudun karbondioksidi atma refleksinden. Genelde diyaframdan gelen kasılmalarla başlıyor. Nefesinizi boşaltıp, bir süre nefesinizi tutup göbeğinize bakarsanız kasılmaları görebilirsiniz. Fiziksel olarak buna yapabileceğiniz bir şey yok, ama psikolojik olarak nefes ihtiyacınız olmadığını bilmek, bu refleksin CO2’den dolayı olduğunu bilmeniz, kontrollü olmanızı sağlıyor.

İkinci önemli konu nefes teknikleri. İlk öğretilen şey breath up denilen, dalış öncesi yapmanız gerekli olan nefes çevrimi. Ördek gibi dal çık dal çık yapmıyorsunuz. Her dalıştan sonra, yüzeyde en az 4 dakika süren bazı nefes egzersizleri yapıp, son nefesi alıp öyle dalıyorsunuz. Bilimsel örnek değil ama ilk ders günü sonra evde otururken nefes alıp tuttum, 1 dakikayı ancak gördüm. Hemen akabinde nefes egzersizini yaptım 1.40 oldu süre. Geçen gün yine denedim 2.16 ya çıkmıştım. Bu nefesleri suyun içinde şnorkelle yapıyorsunuz. Çünkü suyun nefes alış verişimizi, kapasitemizi etkileyen bir gücü var. Misal evde koltukta otururken ki nefes tutma kapasiteniz, suda olduğunuz ve yüzünüz suyun içindeyken olduğundan çok daha az. Misal eğitmenlerin çoğunun Statik derecesi 5 dakikanın üzerinde. Muazzam! Ama dışarıda nefeslerini bu kadar tutmaları mümkün değil. Genel olarak dalarken de Statik değerinin yarısı sürelerde dalabiliyorsun.

Dalışlar öncesi hazırlık. Dubalar, klavuz ipleri ve ağırlıkları ayarlanıyor.

Dalışlar öncesi hazırlık. Dubalar, klavuz ipleri ve ağırlıkları ayarlanıyor.

Diğer konu, her şey çok çok etkileyen mevzu… Zihinsel ve bedensel rahatlık. Dalışta ne kadar sakin olursanız o kadar uzun süreler ya da derinliklere ulaşabiliyorsunuz. Meditasyon ve yogik nefes teknikleri serbest dalış konusunda kendini geliştirmek isteyenlerin mutlaka yapması gereken şeyler. Sakin olduğunuzda vücudunuz daha az enerji kullanıyor. Ayrıca vücudunuzdan gelen atakları da savuşturabiliyorsunuz. Misal nefes verme isteği, CO2’yi atmak için.

Diğer bir atak da, Vagus Nerve denilen sinir sistemi tarafından tetikleniyor. Genelde dalarken, yani dibe giderken oluyor. İlk dalışlarda daha sık gözüküyor. Vücudunuz baş aşağı durup, öyle kalınca, iç organların yeri hafif yer değiştirince bu Vagus Nerve beyne uyarı gönderiyormuş, bir terslik var ne yapalım diye. Bu durum ani nefes alma isteği yaratıyor. Verilen tavsiye durup, parmaklarınla 5’e kadar sayıp, beynine her şeyin normal olduğunu, kontrolün sende olduğunu anlatmak. Ya da Ronaldo’nun “Estoy aqui yo!” hareketini yapabilirsiniz 🙂 Tabii ben ilk seferlerde olduğu gibi yüzeye fırladım. Aslında biliyorum ki en yüzeyde en az 1 dakika nefesimi tutabiliyorum ama 20.saniyede yüzeye çıkartıyor bu dürtü. Serbest dalıştaki en önemli konu, bu dürtülerin üstesinden gelip sakin kalabilmekte. Bu durum genelde ilk dalışlarda oluyor, ısınma dalışları diyorlar. En derinlere, en uzun sürelere genelde sonlara doğru olan dalışlarda ulaşılıyor.

Dibe dalarken mutlaka çene göğse yakın oluyor ve yüzeye bakıyorsunuz, dibe değil. Bu hem dalarken dik dalmak için, hem nefesinizi korumak için gerekli. Buna alışmak biraz zaman alıyor. Tutunarak inerken yönsel sorununuz olmuyor ama palet vururken kafanızın durumu yönünüzü çok etkiliyor ve oldukça zor paletle düz dalmak. Hala beceremiyorum. Ördek dalışı denen bir stille suyu yarıp dalmaya başlıyorsunuz. Dışarıdan çok güzel gözüküyor da ben yapınca gerekten ördek gibi oluyorum.

Aşağıdaki videoda 12 metre derinde sırt üstü yatıp deniz yüzeyini seyrederek yüzeye çıkıyorum. Görüntü harika.

Peki neden serbest dalışı bu kadar sevdim. Öncelikle fiziksel ve psikolojik olarak vücudunla bir savaş veriyorsun, üstesinden gelirsen vücudunun aslında neleri yapabildiğini görüyorsun. Diyorum ya 2 günde 22-23 metreye daldım. Hayal bile edemeyeceğim bir şeydi. Gerçek hayatta ne işimize yarayacak? Valla eğer nefes antrenmanları yapar, biraz da meditasyon yaparsan günlük strese iyi geleceği açık. Serbestlik hissi var. Geçen haftalarda scuba eğitimi almış biri olarak, o kadar hazırlık, ekipman vs’den sonra sadece gözlük ve paletle dalmak, hem de aynı derinliklere dalmak çok güzel. Dalarken sürekli yukarı bakıyorsunuz, yüzeydeki o parlama, mavi suya vuran güneş görüntüsü o kadar rahatlatıcı ki, anlatmam mümkün değil. Tabii işin bir de yarışma tarafı var. Hem daha derine inmek isteyebilirsiniz, hem de gerçekten bu işi müsabaka tarafına kaymak isteyebilirsiniz.

Tehlikeleri var mı? Bizim seviyeler için pek yok aslında. En sık görülen sıkıntılar SAMBA ve blackout, ikisi de Hypoxia yani oksijen yetmezliğinden kaynaklanıyor ve genelde yüzeye yakın oluyor, yani dalışı bitirirken. Neden dipte değil de yüzeyde olduğuna dair teknik açıklama var ama girmeyeyim. Vücut beyin ve kalp dışındaki gereksiz şeyleri kapatıyor, istemsiz olarak titriyorsun, sallanıyorsun. Buna SAMBA deniyor. Biraz daha kötü durumda bayılıyorsun. Ancak hemen kendine geliyorsun, tabii yanında yardımcı olacak biri varsa. O yüzden kesinlikle yalnız dalınmamalı. Serbest dalışta, en derinlere hep müsabakalarda gidiliyor, ve müsabakalarda ölüm olmuyor çünkü sürekli güvenlik var son metrelerde seni izleyen. Bir de akciğer zedelenmesi var ama bizim gibi sığ su kuşlarını etkileyen bir şey değil, bu konudan ancak 40-50 metrelerden sonra bahsediliyor.

Ben genel olarak harika bir deneyim yaşadım. Bir iki kere daha serbest dalışa gideceğim mutlaka. Bana da yabancı bir konuydu. Umarım merak edenleri biraz aydınlatabilmişimdir.

Leave a Reply