Adalı olmak: Utila’da yaşam

Bir ay boyunca Honduras’ın Utila adasında kalacağım. Ev kiraladım, bayağı yerli hayatına geçtim. Hep “adalı” olmak nasıl bir his, adada yaşamak nasıl bir duygu merak etmiştim.

Utila küçük bir ada. Genelde herşey boydan boya sahili geçen ana cadde üzerinde. Olduka fazla yabancı var, hem turist olarak hem de gelip buraya yerleşmiş olarak. Genelde ABD ve Kanada’dan gelip yerleşmişler. Gittiğim restoranlarda, barlarda ada yerlisi pek görmüyorum. Dalış okullarıyla meşhur olduğundan dalmaya gelen bir kitle var, dalış öğrenmeye gelen backpackerlar var daha çok. Turist kalabalığındansa lokal insanların olduğu bir yeri tercih ederdim ama yapacak bir şey yok.

Neden Utila’da kaldım? Karayiplerin ortasında, denizi, kumu olan bir ada. Etraf resif dolu, şnorkelciler ve dalanlar için ideal. Çok tembel bir ada. Yapacak zilyon şey yok, dolayısı ile sakin, acelesi olmayan bir yer. Büyük abisi Roatan gibi resort, büyük otel cenneti değil. Ana kara ile bağlantısı günde 2 kez gelen tekneyle. Ana kara Honduras’tan 45-50 dk sürüyor adaya gelmek. Adada iyi yemek yapan restoranlar var. Biraz da olsa gece hayatı var hoş ada saatine göre yaşayınca saat 21.00 de bayılıyorsun yatakta. Hava daha önce gittiğim Karayip kıyısındaki yerlerden (Playa del Carmen, Tulum, Belize City, Caye Caulker) daha yaşanabilir. Gündüz sıcak ama gece mutlaka bir esinti var. Özetle, gündüz yüzeyim, akşam kitabımı okuyayım, belki ileri dalış eğitimi alayım derken 1 ay kalmaya karar verdim.

Utila'da market alışverişi pahalıya patlıyor.

Utila’da market alışverişi pahalıya patlıyor.

Genelde tüm adalarda olduğu gibi Utila’da normalden pahalı bir yer. Şöyle ki, ada ufak, meyve ve balık dışında bir şey olduğunu zannetmiyorum. Ancak ana kara Honduras’ta da pek bir şey yok. Çoğu şey dışarıdan, ABD, Kanada ve diğer ülkelerden ithal. Durum böyle olunca fiyatlar da ona göre oluyor. 1 TL = 7.5 Lempira, 1 USD= 21.8 Lempira civarında. Dışarıda yiyip içiyorsanız, ABDli ve Kanadalı arkadaşlar hep kendi ülkelerine göre kıyasladıkları için onlara çok ucuz geliyor. Ancak Guatemala ve Meksika’ya göre pahalı. Kendi ülkene göre değil de genel kıta ortalamasına bakmak lazım eğer seyahat ediyorsan. Özellikle market alışverişi beni şaşırttı. Adada irili ufaklı marketler var. Barkod sistemli bir tane büyük yer var. Genelinde fiyatlar ürünlerin üzerine marker ile yazılmış durumda. Kasada hesap makinesi ile hesap yapılıyor. Tuhaf fiyatlar var. Misal;

President tereyağ (Fransa) 120L
Peanut butter (ABD) 83L
Küçük bitkisel yağ (Honduras) 14L
SalvaVida bira (Honduras) 30L
Küçük zeytinyağı (İspanya) 95L
Sprite (Honduras) 20L
Kırmızı Şarap (Şili) 180L
Süt 1Lt (Honduras) 35L
Snickers adedi 23L
Paket makarna (500gr) 55L
Misal Snickers Türkiye’de 1TL, burada yaklaşık 3TL. Bira yakaşık 5 TL bizdeki fiyata yakın. Şarap üretimi yok sanırım, hepsi ithal, 180L en ucuz olanlarından (25TL). Makarna olay, bir paketi 7.5TL ye geliyor. Kıyıp da alamadım 🙂 200 grlık spaghetti aldım 15L ye. Et ürünleri de pahalı. Genelde hep donmuş olarak satılıyor. İri ikili sosis, irice bir sucuk hepsinin paket fiyatı 180L civarı. Bildiğin Pantene şampuan ya da duş jeli 180-200L (25TL, Türkiye’de max 15TL), Axe deodorant 200L (25TL, Türkiye’de 8 TL). Türkiye ile kıyasladığında genel toplamda fiyatlar çok farklı değil, burası biraz daha pahalı hatta. Diyebilirsin ki tropikal bir adadasın olur o kadar. Bence de olur.

RJ Grill'de bu tabağın ederi 220 L (+vergi).  Etin durumu çok iyi değil ama ada şartlarında gidiyor.

RJ Grill’de bu tabağın ederi 220 L (+vergi). Etin durumu çok iyi değil ama ada şartlarında gidiyor.

Restoranlarda, yani iyice olan yerlerde tabak fiyatları 120-220L arası değişiyor. Favori mekanımda Arjantin usülü tavuk snitzel üzeri iki yumurta 130L, buranın en iyi BBQ restoranında balıklar 150L, et ise 220L civarında. Hoş et de et değil, sert. Kasaptan bulursan da mutlaka marine etmek öneriliyor biraz yumuşatmak için. Barlarda biralar market fiyatının biraz üzerinde 30-40L arası, kokteyller 40-80L arası. Gözüme çarpan en pahalı içki şarap. Burada bir tuhaf adet de vergi. Menüdeki fiyatların üzerine %15 vergi ekleniyor.

Evin açık mutfağı. Çok az alet edevat var. Ama buzdolabı çalışıyor, su var. Daha ne olsun :)

Evin açık mutfağı. Çok az alet edevat var. Ama buzdolabı çalışıyor, su var. Daha ne olsun 🙂

Kaldığım evi 300 USD’ye kiraladım. Belki eş dost yardımıyla daha ucu da bulabilirdim ama vaktim yoktu. Ayrıca baktığım diğer evler hep 350 USD’den başlıyor. İki kişi kalacaksan, 2 odalı yerler 350-400USD civarında. Dolar 3 TL olunca İstanbul fiyatına geliyor tabii. Hoş misal 500 dolara gayet güzel müstakil bir ev bulabilirsin 2-3 yatak odalı. Bu fiyatlara genelde su, internet, çamaşır makinası kullanımı (ortak), bazen temizlik dahil. Hariç olan tek şey elektrik, çünkü adada elektik çok pahalı. Henüz ödeme yapmadım, göreceğiz bakalım. Herkes klima kullanmaktan kaçınıyor. Benim ise en büyük lüksüm, sadece gece kullansam da. Adada elektrik dizel jeneratörlerle üretiliyor. Elektrik idaresinden kontör satın alıyorsunuz, kodu elektrik saatine giriyorsunuz. Ön ödemeli yani. Faturayı ödedin ödemedin durumu yok.

Home at Utila

Evin yatak odası. Genişçe. Klima ve tavan vantilatörü var. Gözükmeyen tarafta askı raf vs var .Yeterli.

Bu evi tutmamın bir sebebi de eski de olsa bir scooter’ı aylık 50 USD’ye kiralama imkanım olmasıydı. Yani çok zor gidiyor, sadece kick start ile çalışıyor, tuhaf renkte bir duman çıkartıyor ama şimdilik işimi görüyor. Kıyas açısından, adadaki kiralama yerlerinde scooter kirası haftalık 150USD. Scooter’ın tekerleği inikti, durumu pek iç açıcı değildi, Jakob, ev sahibi, kick start ile çalıştırmaya çalıştı, çalışmadı. “Nee, kick start ile mi çalışıyor” diyince, “Eh 50 dolara ne bekliyorsun ki?” dedi. Haklıydı. Benzindi, yapdı bir şekilde çalıştırdı. Neyse ki adadaki motorların yarısı benimkinin durumunda. Hurdaya çıkana kadar kullanıyorlar. Hatta benim gözümde çoğu hurda ama yine de kullanıyorlar. Camı çatlak gözlük, ekranı kırık telefon, döküntü motor, farketmiyor. İş görüyorsa kullanıyorlar. Bu zihniyet çok güzel. Sadece adalılar değil, seyahat edenlerde de durum aynı. Zaten çoğusunda basit telefon var, ama 10 kişiden bir ikisinin telefon ekranı kırık. İş gördüğü sürece kullanıyorlar, gayet normal bir durum. Kimse de “Bu ne oğlum, fakir misin, alsana yenisini” demiyor. Buradan senelerdir Samsung Galaxy S2’sini kullanan, daha doğrusu kullanmaya çalışan Ömer’e selam ediyorum. Para toplayıp telefon almayı önerdiğim için şimdi pişmanlık duyuyorum 🙂

Bakalım adadaki hayatım nasıl geçecek.

3 Comments

  • Kamil Koca 24/08/2015 Reply

    Yazı çok keyifli olmuş Serhat bey scooterı da merak etmedim değil 🙂 keşke bir resmi olsaydı.

    • Serhat 24/08/2015 Reply

      Kamil, Yamaha BWS 50 ama oldukça kötü durumda. Yine de iki kişiyi götürüyor düz yolda 🙂

  • bengü 29/08/2015 Reply

    Serhat, Ömer demişken, adanın böcek durumu hakkında da bilgi rica ederiz. Evde dolaşan yaratıklar oluyor mu?

Leave a Reply