Mayday! We are sinking! – San Lorenzo’nun sıcak su havuzu

San Lorenzo al Tejar

Lars, Brad ve bendeniz kaplıca sefasından sonra

Enterasan bir Alman ev arkadaşım var. 24 yaşında. 2 haftadır birlikteyiz, 1 haftamız daha var. Bazen donuk, söylediğim şeye cevap vermiyor, sonra birden cevap niteliğinde bir şey söylüyor ve gülüyor. Almanım ben, biraz donuk olmam lazım kanına işlenmiş, yoksa çok iyi bir çocuk. Dedi ki San Lorenzo diye bir yerde sıcak su havuzu var. Bu arada iyi İngilizce konuşuyor ama bazı basit şeyler eksik, ya da karıştırıyor. Sürekli olarak “sea” diyor göl yerine. Almanya’da biz yüzüyoruz derken “at sea” diyor misal aslında aklında göl var. Bu arada lake – sea karışıklığını maalesef gittiğimiz yerde öğrendim. Hemen aklıma Berlitz’in bu muhteşem reklamı geliyor https://www.youtube.com/watch?v=yR0lWICH3rY İzlemeyenler vardır eminim. Ömer, Bengü, Sami ve Sinem ile yaptığımız Vietnam seyahatinin sloganıydı bu reklam.  

Neyse böyleyken böyle, Lars yüzmeye gideceğiz diyince ben de gerçekten yüzmeye gideceğiz diye düşündüm. Çünkü Lars gerçekten yüzmeye gideceğimizi, gideceğimiz yerin yüzülecek bir yer olduğunu düşünüyor o sıra. Ben de Antigua’dan baymışım biraz, hafta içi aktivite olsun istiyorum. Sıcak su havuzu/kaplıca ile gram ilgilenmiyorum, Lars’a da söyledim, sadece yolda olmak güzel, Chicken Bus’a binmek ve çok turistik olmayan bir yere gitmek. Ki çok turistik olmayan bir olmadığını yine gidince öğreneceğim. Adam kitaptan okumuş, mutlaka matah bir yerdir diye geçiyor aklımdan. Lars daha önce günübirlik bir turda tanıştığı bir grup Alman doktor stajyeri de katmaya çalışıyor, ama nafile grup gelmiyor. Bu arada onun hocası da benim hocam da diyor ki en az 4 kişi gidin, başınıza bir şey gelmesin. Her yer için aynı şeyi söylüyorlar zaten. Lars daha önce hiç görmediğim 16 yaşında bir Amerikalı öğrenciyi takıyor peşimize. Sanırım ağına bir tek onu düşürebilmiş. Çocuğu ilk kez o gün okulda gördüm. San Lorenzo yolunda konuştum biraz, junior’um dedi, Amerikan eğitim sistemini bilmediğimden anlamadım, neyse bizdeki lise 1 gibi bir şey. Çocuk gayet efendi, düzgün bir çocuk, 2 hafta sadece ders çalışmış, hiç bahçeye gelmemiş, okulda sınıfta çalışmış ve sonunda artık çıkıp insanlarla tanışayım demiş. Anlayacağınız grup enterasan ama hala 4 kişi olamadık. Neyse diyip yola çıktık. Antigua terminalinde, ki 25 sene önceki Topkapı’yı biliyor olmanız lazım, Pastores yönüne gidecek otobüsü bulduk ve bindik. Muavin’e San Lorenzo El Tejar’da inceğimizi söyledik. Yarım saat 40 dakika sonra durağımıza geldik. 10’dklık bir yürüyüşten sonra Aguas Calientes de San Lorenzo’ya geldik. Lüks bir villanın havuzundan büyük olmayan bir havuz, içinde kıyafetli insanlar var.  Lars “Hepsi bu olamaz ben bir bakayım” dese de oluru bu kadar.

San Lorenzo al Tejar

Aguas Calientes de San Lorenzo al Tejar. Böyle yazınca havalı.

Antigua ve çevresinde, yani Guatemala’nın iç kesimlerinde yüzmek pek adetten değilmiş. Çoğu kişi yüzmeyi bilmiyor. Oysaki ülkenin iki okyanusa kıyısı var. Suya girenler de genelde şort ve tişortla girmeyi tercih ediyorlar. Üzerimizi değiştirip mayoları giydik. Duşlara yönelirken görevli kadın “Bunlar soğuk su, aşağıda sıcak su duşu var” dedi. Teşekkür edip, çocukları alıp aşağıya yürüdük. Gerçekten de duvarın içinden çıkan 2 demir boru var, bunlara ahşap tıpalar yapmışlar sopa şeklinde, çekince tapayı su geliyor. Kapatıyorsun gelmiyor. Çok efektif 🙂 Ancak biraz kısa tabi, su direk göğsüme geliyor, Lars ise benden uzun onun göbeğine geliyor. Eğilip büküldük, duş aldık, sıra havuza girmeye geldi. Havuz çok kirli değil ama havuz gibi temiz de değil. Ağaçların altında olduğundan çam yaprakları, bazı ölü böcekler vs var ama gözümüzü karartıp suya girdik. Sıcak su. Kendimi bir duvara yasladım. Aklıma tabii ki de ve tabii ki de bu belgesel geldi https://www.youtube.com/watch?v=HOuiI9N5miY Hani dışarısı -30 derece, maymunlar +30 derecedeki suya giriyor ama hiyerarşi var hepsi giremiyor. Valla yarım saat kaldık suda belki daha fazla. Lars bir iki atladı, sonra başka gençler geldi, onlar da atladı, suda zaten bir sürü çocuk var falan bayağı halka karıştık. Büyükleri olarak bir yandan göz ucuyla onlara bakıyorum, bir yandan çantaları kontrol ediyorum, bir yandan “Yutmayın ha!” diyorum, bir yandan “ulan bir hastalık kapmasak bari” diyorum kendi kendime. Steriliz ya. Günün sonunda yine Chicken Bus ile Antigua’ya dönüyoruz, yol çok güzel, kasabalar çok güzel geliyor gözüme, ağzım kulaklarımda, Lars’a teşekkür ediyorum, hala içimden inşallah bir şey olmaz diyorum.

Hikayenin sonu.

Leave a Reply