Kahvenin hikayesi

Guatemala coffee

En iyi kahve iddasındalar. Guatemala’da heryerde kahve yetişiyor.

Zipline yaptığımız vadiler kahve plantasyonu olunca, görevliler bize kahvenin hikayesini kısaca da olsa anlattılar. Kahve bitkisi ya da ağacı diyebiliriz belki, ne kısa, ne uzun bir bitki. Çocukken tavşan elması dediğimiz bitki gibi, dallarında iri bezelye büyüklüğünde kahve meyvesi var. Buraya da Afrika’dan gelmiş. Meyveler yeşil, olgunlaşınca kırmızıya dönüyor. Asıl hasat mevsimi yıl sonunda doğru Ekim-Kasım aylarında. Kırmızıya dönenler işçiler tarafından toplanıyor. Toplama kısmı biraz zahmetli. Bitkinin üzerinden elle toplanması gerekiyor. Yeşiller kalırken, kırmızılar toplanıyor. Böyle dala elini sarıp çekemiyorsun, dalı soymamak gerekiyormuş yoksa tekrar meyve vermiyor. Diğer yandan da kahve işçileri topladıkları ürün ağırlınca para kazanıyor. Dolayısı ile ne varsa toplamaya çalışıyorlar. Rakamlar pek iç açıcı değil. Libre başına 0.50Q kazanıyorlar. 50 Libre için 50Q. 50 Libre yaklaşık 23 Kg yapıyor, 50Q ise yaklaşık 18TL yapıyor. Ayrıca bitkiler oldukça dik yamaçtalar. Gerçekten zahmetli bir iş.

Guatemala coffee

Kahvenin yolcuğulu bu şekilde

Bize anlatılana göre Filedelfia kahve plantasyonunda ki oldukça büyük bir çiftlik, hasat zamanı 500 işçi çalışıyormuş. Buradaki kahve bitliklerinin kökleri Robusta. Robusta kökü daha sağlammış. Ekilen robusta büyürken aşılanıyor, V şeklinde kesilip üzerine daha makbul olan Arabica kahve bitkisi dikiliyor. Böyle kök kuvvetli Robusta ama kahve Arabica oluyor. Bir bitkinin 30 sene ömrü olduğunu söylediler. Daha sonra sökülüp yerine yenilerini dikiyorlar.

Kırmızı kahve bitkisinin önce dış kırmızı kabuğu ayıklanıyor. İçinden çıkan iki beyaz, yapışkan çekirdek kurutuluyor ve bunlarından da dış kabuğu ayıklanıyor ve en içteki yeşil kahve çekirdeğine ulaşılıyor. Bunlar kavruluyor ve bildiğimiz kahveye dönüyor. Maya köylerinde hala silindirik öğütme taşı ile elde öğütülüyor kahve. Şu anda kaldığım Posada Jaibalito’nun bahçesinde de az sayıda olsa da kahve bitkisi var. Mekanın sahibi Alman Hans kendi kahvesini kendi yapıyor, hatta bir kısmını da satıyor. “Daha önceleri taşla öğütüyorduk, artık makinemiz var” dedi.
Guatemala coffee

Kahveler nefis, tatlılar nefis.

Antigua’da ders aldığım okulda ücretsiz kahve vardı. Tadının diğer içtiğim kahveler gibi olmadığını söylediğimde hocam bana “Burada kafelerde içtiğin kahve oldukça pahalı, biz evimize onu almıyoruz, okul da onu kullanmıyor” dedi. Üretilen kahvenin hemen hepsi ihraç ediliyor. Evlerde, kendi bahçelerinde yetişen kahveleri toplayıp, kurutup, aileye dağıtıyorlar genelde.

Yalnız şunu söylemeden geçemeyeceğim: Kahveyi çok sevmeme rağmen reflümden dolayı çok az içebiliyordum İstanbul’da. Haftada bir latte gibi misal. Yoksa reflümü azdırıyordu. Burada ise 1 ayı geçkin süredir her gün en az 2 kupa kahve içiyorum ve maşallah hiç bir şey olmadı. Var bir alametifarikası sanırım.

Leave a Reply