İbret verici seyahat öyküsü; Hırsızlı, tekneli. Antigua – Monterrico

Esquintla

İşte beni Taxisco’ya görücek Chicken Bus. Burası Esquintla, Guatemala.

Antigua’ya yakın neresi var diye kitaba ve haritaya bakarken, Pasifik kıyısındaki Puerto de San Jose ve Monterrico çarptı gözüme. Hafta sonu Antigua çok kalabalık olduğundan şehir dışında bir atraksiyon arıyordum. Ev arkadaşım Lars mutlaka görülmesi gereken yerden biri olan Semuc Champey’e gidiyordu ama tek yön 8-9 saat sürecek yolculuğu yapmak istemedim. Buraya ülkenin kuzeyine, Tikal’a giderken uğrarım diye planlamıştım. Aileme ve hocama okyanus sahillerini sordum. Her ikisi de Puerto San Jose’nin çok lokal olduğunu, pek bir şey olmadığını, Monterriko’nun daha turistik olduğunu söylediler. Aile oraya shuttle ile gitmemi tembihledi. Bense biraz macera olsun diye Chicken Bus ile gitmeyi ama servis ile dönmeyi düşündüm. Çin atasözü der ki “Ne dilediğine dikkat et”. Ben gidiş-dönüş shuttle ayarladım. Toplam 18 dolar, yaklaşık 135Q. Cumartesi sabahı saat 08.00’de minik sırt çantamın içinde havlum, mayom, terliğim ve bir iki ıvır zıvır dolu halde servisi bekliyordum. Dakikalar geçti gelen giden olmayınca tur şirketini aradım. Bana geri döndüler ve dediler ki shuttle bozulmuş, gelmeyecek. Ulan dedim, evrene verdiğin mesaja dikkat et azcık. Eve dönüp bir harita alıp hayatımın en değişik yolculuklarından birine başladım. Çünkü toplu taşıma yani Chicken Buslar ile gidecektim.

Çok adımlı bir seyahat olacaktı, detayları da çok bilmiyordum ama sora sora Bağdat bulunur diyerekten Antigua terminaline gittim. Önce Escuintla otobüsüne binecektim. Biraz bekledik, ardından otobüs geldi. Zaten doluydu. Otobüse arka kapıdan bindim. Otobüslerde önde tek kapı var, ayrıca tam arkasında buzdolabı kapısı gibi açılan bir kapı var. Oradan da sıkışıyor insanlar. Neyse, biner binmez, en arka koltukta oturan kadın bana işaret etti, gel ortamıza otur diye. Sağda pencere kenarında bir adam vardı. Allah allah dedim, neden böyle bir şey yaptı? Hemen alarm zilleri çaldı. Bir yandan da oturmak istiyorum. Çantamı koltukların üstündeki rafa koydum. Fermuarı kapalı tarafa bakacak şekilde kapadım. İçinde değerli pek bir şey yoktu. Telefon ve cüzdanım elimdeydi. Tıngır mıngır seyahat etmeye başladık. Bir kaç durak sonra hemen önümüzdeki koltuğun hizasına ayakta duran bir adam geldi. Adamı yanımdaki kadın kalkıp elindeki montu tam üst rafın köşesine asınca farkettim. Adamın da sağ elinde mont vardı, raftan tutmaya çalışınca sağ eliyle, onun montu ve kadının montundan çantamı göremez oldum. Vay dedim, aksiyona gel. Sürekli hırsızlık konusunda uyarıldığımız için zaten kadının yer vermesinden itibaren tetikteydim ve o an aksiyonun başladığını anladım. Ne olacağını görmek için herşeyi akışına bıraktım. Gözüm sürekli çantamda. Derken yanımdaki kadın konuşmaya başladı. Neredesin, aa Türkiye Guatemala’dan daha büyük değil mi? Yani O kadar konudan uzak ki, Türkiye hakkında hiç bir fikri yok ve sadece havadan sudan saçma sorular soruyor. Bu arada amcanın sol elini göremiyorum, dirseğine kadar rafa gömülmüş, ben de gülümseyerek izliyorum. Biraz izledim, sonra birden ayağa kalktım ve çantamdaki suya uzandım. Arkadaş biraz panik oldu. Zaten niyetim buydu. Sonra yerime oturdum. Hemen sonraki durakta ikisi de indi. Hocam Claudia’ya anlattığım zaman şanslısın, bazen bir şey bulamayınca agresifleşiyorlar ve otobüsün içinde silah çekip soyuyorlar dedi.

Avellana - Monterrico

Avellana – Monterrico arası nehir yolculuğu güzeldi. Hem insan hem araç taşıyorlar.

Neyse, bundan sonra Escuintla’ya geldik. Sağımda oturan adam, bana binmem gereken otobüsü söyledi, hatta başka yerden kalktığı için oraya kadar götürdü. Elbette haritama bakıp doğru otobüs olduğuna emin olduğuktan sonra bindim. Etraftaki tek turist benim. Çok komik. İnsan arada ilgi odağı olmak ister ya, oluyorsun ama bu sefer biraz tuhaf hissediyorsun. Escuintla’dan Chiquimulilla yönüne giden otobüse binip Taxisco’da indim. Bu otobüs epey kalabalıktı, ayakta şarkı dinleye dinleye geldim bir saatte. Buradan Avellana’ya giden otobüsünün yerini sordum, sakindi, biraz bekledikten sonra kalktı. Avellana’dan ise Monterrico’ya gitmek için nehirden tekneyele gitmek gerekiyor. Hatta arabalar, jipler vs teker teker bu ahşap teknelerle götürülüyor. Bu kısım güzeldi. Nehirde beyaz, uzun boyunlu komik balıkçıllar vardı. Başka bir iki kuş daha gördüm. Monterrico’ya geldiğimde çok sıkışmıştım. Su aldığım büfeye tuvalet var mı diye sordum, şurada arkada dedi. Tuhaf yerlerden geçip, en saçma tuvalete işedikten sonra kadın benden 3Q istedi. Meh, ormanın içinde para verdim tuvalete, neyse verdim çıktım ve plaja doğru yollandım.

Monterrico’dan ödnerken ise bu sefer shuttle geldi ve sakin sakin Antigua’ya döndüm. Bu arada bugün tur şirketine gittim, toplam 135Q vermiştim gidiş dönüş için, 100Q yi geri verdi.

Neler öğrendim:
– Gerçekten sürekli tetikte olmak lazım otobüslerde, 2li-3lü çeteler halinde çalışıyor hırsızlar.
– Otobüslerdeki koltuklar 3 kişilik, daha sonra kimseden izin istemeden sıkıştırmaya ve oturmaya başladım.
– Shuttle ile gidilebiliyorsa, onu kullan.

Tüm bu yolculuk 3 otobüs, tekne, beklemeler 5.30 saat kadar sürdü. Ancak çilemiz henüz bitmemişti. Monterrico nasıl bir yer, okyanus nasıl, değer mi gitmeye bunu sonraki yazıya bırakıyorum.

One Comments

Leave a Reply