Geri döneceğim sana Atitlan

Antigua’daki dört haftalık İspanyolca dersleri sonrasında oldukça yorulduğumu söylemeliyim. Günde 4 saat birebir ders insanı yıpratıyor. Hafta içi pek bir şey yapamıyorsun, her gün 6.45 de kalk, duş vs, 7.15 kahvaltı ve 8.00 de okulda ol. Zor bir tempo. Bu tempo sonrası biraz dinlenmenin iyi olacağını düşündüm ve kendimi 1 haftalığına Atitlan’a attım. Planım 5 gece sakin bir yerlerde kalmak, 2 gece de nispeten büyük bir kasaba olan Panajachel’de okuldan arkadaşlarla buluşmaktı.
Atitlan

5 yıl önce gölde suların yaklaşık 5 metre yükselmesiyle bazı yerler su altında. Bazı restoranlar ve barlar hala su altında. Göle doğru inen merdivenler göze çarpıyor.

Atitlan dünyanın en güzel göllerinden biri olarak gösteriliyor. Etrafında 3 adet volkanı olan, rakımı 1500m olan, 340 metre derinliği ile Orta Amerika’nın en derin gölü… Etrafında 7-8 kasaba var. Bazıları büyük, bazıları ise köyden hallice. Gölün etrafında genelde Maya yerleşimleri var. Kendilerine has dilleri, kıyafetleri ile renkli bir görüntü çiziyorlar.

Atitlan’ın herkese göre güzel bir yanı var. Misal, genç backpackerlar arasında San Pedro çılgınlığı var. Parti kasabası San Pedro. Genelde turistlerle dolu, pek çok hostelin olduğu ve her gece insanların sarhoş olduğu, uyuşturucu kullanımı ile de meşhur bir kasaba. Santiago pazarları ile ünlü genelde lokallerin yaşadığı kalabalık kasaba. Benim ilgimi ise sessiz, sakin, bazılarının karadan ulaşımı olmayan kasabalar çekiyordu ve onlarda kaldım. Gezdiğim, kaldığım kadarı ile bunları yazayım.
Öncelikle Antigua’dan servis ile Panajachel’e geldim. Pana’dan tekne ile gitmek istediğiniz kasabaya gidebiliyorsunuz. Lancha denilen üstü kapalı kayıklarla yolcular taşınıyor. Kayık dediğime bakmayın, hepsinin kıçında 100-140 beygir motorlar var ve oldukça hızlı gidebiliyorlar. Panajachel’de iki adet tekne istasyonu var. Biri doğrudan gölün karşısındaki San Pedro’ya gidiyor. Diğer istasyondan kalkan tekneler ise kıyı kıyı tüm kasabaları geziyor. Seçiminizi buna göre yapmanız gerekiyor.
Santa Cruz la Laguna
la iguana perdida

Santa Cruz’daki otelim La Iguana Perdida’da manzara şahane.

Santa Cruz’da 3 gece kaldım. Aslında herkes San Pedro’yu methettiğinden orada kalmaktı planım ama Antigua’a tanıştığım enterasan bir Guatemalalı’nın fikrini sorduğumda ve sakinlik aradığımı söylediğimde Santa Cruz ya da Jaibalito’da kalmam gerektiğini söyledi ve favori otellerini de yazdı. Şahane oteller olmasına rağmen bazıları epey pahalıydı. Aslında tatile gelsen yine ucuz ama uzun süreli gezerken sürekli fiyat/perfomans araştırmasında oluyorsun. Yazdığı otellerden La Iguana Perdida’da karar kıldım. Santa Cruz iskelesinin yemen sağında olduğundan oteli bulmam, yerleşmem oldukça kolay oldu. Ben otele girerken, okuldan tanıdığım Zsuzsa (Juja okunuyor, Macar ismi) dalış kıyafetleri ile gölde dalış yapmak için hazırlanıyordu. La Iguana Perdida gölün tek dalış okuluna ev sahipliği yapıyor. Fun Dive’da yapılıyor.

Jaibalito tepelerinden Atitlan manzarası. Çok çok güzel...

Jaibalito tepelerinden Atitlan manzarası. Çok çok güzel…

Otelde dormdan hallice bir odada kaldım, tuvalet/duş paylaşımlı. Geceliği 80Q. Dormlarda yataklar 40-45Q civarında. Banyosu içinde olan odalar da mevcut. İyi bir restoranı var. Kahvaltı ve öğlen yemeklerini menüden seçebiliyorsun. Ancak, akşam yemeği için sadece tek alternatif var. Her gün değişen bir çorba + ana yemek + tatlı seçeneği var. Duvarda yazdığı kadarıyla “Akşam yemeğe seçenekleri: 1- Al 2-Alma” Gündüz 15.00 de kadar yemeğe yazılıyorsun daha sonra büyük masalar etrafında bir masada 7-8 kişi olacak şekilde yemek yeniliyor. Her yemekte yeni birileriyle tanışıyorsun. 3 akşam yemeğini de otelde yedim ve birbirinden enterasan insanlarla tanıştım. Yolda olmanın en güzel yanı da bu, sürekli birileriyle tanışmak.
Santa Cruz ve diğer pek çok kasabada, sahilden yukarıda tepelere kurulmuş Maya köyleri var. Sahilde ise genelde evler ve oteller var. Burada da tepedeki köyde, köyün okulundan öğrencilerin çalıştığı bir cafe olan el Sabor Cruceno’ya gittim. Mesafe kısa olmasına rağmen, yol çok dik olduğundan donuma kadar terledim. Ancak öyle bir manzara var ki, her türlü zorluğa değer. Cafenin girişinde annelerimizin kullandığı dikiş makinelerinin olduğu bir atölye var. Köylü kadınlar çalışıyor ve el işi ürünler yapıyorlar. Kafenin de menüsünde hem içecekler, hem yöresel yemekler hem tatlılar var.
Buradaki diğer bir otel la Isla Verde de popüler. Daha büyük bir otel. Kano kiralamak ve gölde biraz gezinmek için ideal. Etrafında gezinmekten bahsetmiyorum tabii göl büyük, çevresi 50KM 🙂
Jaibalito
Santa Cruz’dan sonraki köy Jaibalito da küçük bir köy. Burada köyün içinde Posada Jaibalito’da kaldım. 14 sene önce buraya gelen ve asla dönmeyen Hans’ın işlettiği bir hostelde kaldım. Küçük ev gibi bir bölüm var ayrı, kendi bahçesi de olan, burada kaldım. Bahçede ördekler, tavuklar geziyor, mutfaktan bazı geleneksel Alman lezzetleri dahil şahane yemekler çıkıyor ve her şey ucuz. Şöyle söyleyeyim, Guatemala’nın en meşhur içkisi, Ron Zacapa Antigua’daki tüm barlarda 40-45Q iken, Hans 15Q’ya satıyordu. Tabii ki bir kaç tane yuvarladım. Çok kuvvetli ve lezzetli. Hans’ın bahçesinde otururken birbirinden ilginç insanlarla tanıştım. 4 sene önce buraya yerleşen İsrailli bir çevirmen, erkek arkadaşı ile birlikte uzaktan çalışıyor. Maya dilini bile öğrenmiş. 30 sene önce gelen bir Rus, yine aynı zamanlarda gelen bir Amerikalı. Hepsi Hans’ın bahçesinde buluşuyorlar ve enterasan muhabbetler dönüyor. Süper sakin bir yer. Jaibalito’da çok fazla konaklama imkanı yok, lüks olarak Casa del Mundo var göl kenarında. Tekneye söylüyorsunuz, sizi oranın iskelesinde bırakıyor.
San Marcos Trampolin

San Marcos’daki parktaki atlama noktası. 6-7 metre. 20 dakika başında bekledim, yapamadım.

San Marcos
Göldeki enterasan köylerden biri. Burası yoga severlerin, meditasyon, sağlıklı yaşam vs peşinde olanların rağbet ettiği bir köy. Her yer yoga, iyi yaşam, sağlıklı yaşam merkezleri ile dolu. Gözünüzde büyük ya da organize bir yer gelmesin, bildiğin köy. İlk kim gelmiş, kim böyle bir akım başlatmış. Buradan tekneye binenlerde ya OM dövmesi, ya tişörtü, ya bandanası, ya kolyesi var. Yürürken bile birilerini rahatsız ediyormuşum gibime geldi 🙂 Yalnız, San Marcos bence gölde yüzmek için en iyi yere sahip. Merkezin solunda bir park var. 15Q verip giriyorsunuz. 6 metrelik atlama kulesinin de olduğu büyükçe bir doğa parkı. Gölde yüzmek için en iyi nokta burası. Kendinizi suya bırakıyorsunuz, arkanızda dağlar, önünüzde orman. Harika.
San Pedro
San Pedro

Parti kasabası San Pedro la Laguna

Parti köyü. Sırt çantalı gençlerin mutlak adresi. Diğer köylerin aksine burası büyük. tekneyle yanaştığınızda sizi çirkin binalar karşılıyor. Pek çok hostel, restoran var. Burada kalan çok arkadaşım okuldan, gece sarhoş olmayı, etrafınızda sarhoş insanlar olmasını, uyuşturucuya kolay erişimi seviyorsanız ve yeni insanlarla tanışmayı seviyorsanız burası size göre. Burada kalmadım, benim tercih edeceğim bir yer değildi. San Pedro’ya karadan da ulaşım var, Antigua, Guate City’den direk servisler var.

Panajachel
Pana Rock

Panajachel’deki Pana Rock. The more the merrier.

Gölün en büyük kasabalarından biri. Ayrıca ulaşım merkezi. Buraya toplu taşımayla dahi ulaşmanız mümkün. Gölün etrafında ulaşımı sağlayan tekneler buradan kalkıyor. Antigua’daki okuldan gelen arkadaşlarla buluşup iki gece kaldığım Panajachel’de her türlü konaklama mümkün. Büyük otel de var, hostel de var. Bir ana cadde etrafında restoranlar ve sokak satıcıları var. Buradan göl turu alabilirsiniz. Sizi bir köye bırakıyorlar ve 1 saat sonra alıp diğer köye bırakıyorlar. Sonra diğer köye. 4 köye gidiyorsunuz. Akşamları ana cadde üzerine dizilen ızgaralarda nefis nefis sokak yemekleri yemeniz mümkün.  Panajachel’de bazı barlar da var. PanaRock, çakma Hard Rock cafe ancak erkenden başlayan canlı müzik, güzel yemekler ile kalbimizi fethetti. Kaldığımız iki gece de buraya gittik. Hatta bir kaç gece klübüne de denk geldik ve ilk kez dans ettik. Tabii herkesin salsa, merenge, bachata gibi dansları küçüklükten biliyor olması sinir bozucu. Hani 9/8 çalınca turistler oynayamaz, pist Türklere kalır ya, işte burada tam tersi. Tabii ki sürekli Latin ritimli müzikler ve şahane dans eden insanlar.
Hayat hedefi: Salsa öğren!

Santiago
Atitlan’ın en işlek kasabalarından biri. Büyük bir pazar alanı gibi. Gitmedim, ancak gidenlerden dinledim. Eğer pazar usulü alışverişi seviyorsanız ziyaret etmelisiniz. Gelen geri bildirimler, kalabalık ve pis olduğu yönündeydi.

Leave a Reply