Flores – Merida: Guatemala’dan Meksika’ya enterasan bir sınır geçişi

Planlarımda Meksika’ya geçmek yoktu. Aklıma girdiler ve en azından Yucatan Yarımadası’nı görmem gerektiğini söylediler. Ben de hazır Tikal’deyken (Guatemala’nın kuzeyi) Meksika’ya bir bakıp çıkıvereyim dedim ve anlatmaya değer epik bir yolculuk yaptım. Şimdi dönüp bakınca hikaye komik ama yaşarken bu kadar sempatik gelmiyor bir an önce bitse diyorsunuz.

Oradan mı gitsem buradan mı gitsem?

Oradan mı gitsem buradan mı gitsem?

Ağustos ayı başında Flores’deyim (Guate) Merida’ya (Meksika) gideceğim. Flores’ten Meksika’ya girmek için iki yol var. Ya Palenque’ye gideceksin, ya da Chetumal’a. Oradan otobüsle Merida’ya ulaşacaksın. İki şehir hakkında da bilgim yok. Ancak Chetumal’e gitmek için otobüs Belize’den geçiyor, hatta önce Belize City’e uğruyor. Dolayısı ile iki sınır geçişi var. Bir de gir/çık ücreti var ki çoğu zaman kişiye göre değişen şehir efsaneleri bu giriş/çıkış ücretleri. O yüzden Palenque üzerinden gitmeye karar verdim. Hay vermez olaydım 🙂

Yolun en iyi hali... Bu yolda 3-4 saat gittik.

Yolun en iyi hali… Bu yolda 3-4 saat gittik.

Sabah 5 gibi anlaştığım servis beni otelden aldı. 3 kişiyiz. Gençten yapılı bir Hollandalı var. Aslen Rus ama uzun zaman önce Kanada’ya göçmüş 60 yaşlarında Kanadalı bir bilgisayar programcısı ve ben. Eski bir minibüsle yola çıktık. Yolculuk 8 saat sürecek. Tıngır mıngır giderken, toprak bir yola girdik. Dedim ki herhalde kestirme bir yol, başka bir yere bağlanacağız. Şimdiye kadar karadan sadece Yunanistan ve Bulgaristan’a girdim. Daha da seyahatimin başındayım, ilk durağım Guatemala dışına ilk kez çıkıyorum. 20-25 dakika sonra ben işkillendim, şoföre sordum ve korktuğum cevabı aldım: “Sınıra kadar böyle”. Yani toprak yol dediğime bakmayın, sadece toprak. Yol yok. O kadar şekilsiz ki yağmurdan vs en azla 20 KM hızla gidiyoruz. Durum kötü. Biz de başladık laklak yapmaya. Herkes hikayesini anlattı vs. Bu arada benim yanımda çok az para var, Guatemala’dan çıkıyorum diye para çekmedim. Yolda benzinlikte falan durunca kartla alırım bir şeyler diyorum. Tamam, kart kullanımı yaygı değil, biliyorum, epey ücra köşelerine gittim Guatemala’nın ama ne bileyim, sınır geçeceğiz, yol, otoban vs var aklımda. kahvaltı niyetine önceki gün aldığım granola barını yedim. Saatler geçiyor, yol bitmiyor. Bir ara yolda (yol demek büyük iltifat) ve sınır kontrolüne girdik. Daha sınıra kilometreler var. Orta Amerika’da sınır geçişleri rahat. Sınırı geçtikten sonra Inmigracion ofisine kendiniz gidip, “Merhaba ben geldim” diyorsunuz, ya da çıkarken yolun kenarında durup, ofise uğrayıp, çıkış damganızı alıyorsunuz. Çünkü aynı yol sınıra ve diğer köylere gidiyor. Güven esasına dayalı yani 🙂 Neyse, Guatemalalı askerler elbette bizden çıkış parası istedi. 50Q dediler. Valla yanımda 40Q bir de 1 dolar var. Dedim ki “Okuduğuma göre çıkış harcı yokmuş.” Hollandalı çocuk atıldı “Makbuz veriyor musunuz?” Herkes dersini çalışmış. Sonra kıvırdılar, ne kadardır buradasınız. Ben dedim 1.5 ay, diğerleri zaten az kalmışlar. “Tamam, 2 ayın altında kalanlardan almıyoruz ücret” dediler. Orada büfe gibi bir yerden paramın yettiği bir tatlı aldım ve mideye indirdim.

Karşısı Meksika. Tekneye bakarken "Nasıl bineceğim" diye düşünüyorum.

Karşısı Meksika. Tekneye bakarken “Nasıl bineceğim” diye düşünüyorum.

Epey bir süre daha bozuk yolda gittikten sonra minibüs durdu. Ormanın içindeyiz ama bazı binalar, insanlar, bir hareketlilik var. Şoför “Geldik” dedi. İleride bir nehir var, karşısı Meksika. Usumacinta nehri kıyısındayız. Meksika – Guatemala sınırını çizen nehirlerden biri. Güzel. Ama tekneyle geçmemiz lazım. Tekneler sandaldan ince ama uzun lanchalar. Bende devasa bavul var. İskele gibi bir şey de yok. Bir kayanın önüne yanaşmış, ucu zaten incecik. Bir yanlış adım, sudasın. Neyse dedim, belki biri yardım eder. Ne gezer. Zar zor bavulu ve kendimi attım tekneye. Kısa bir yolculuktan sonra nehrin diğer tarafına geçtik. İniş daha çetrefilli oldu. Buradan sonra doğaçlama gelişti.

Böyle böyle gidiyorsun Guatemala - Meksika arasında

Böyle böyle gidiyorsun Guatemala – Meksika arasında

Diğer taraftaki şoför sizi karşıda araba bekliyor dedi. geçtik, minibüs yok. Bir taksici atıldı. Bizi arabaya aldı. “Ya diyorum taksi olmaması lazım, minibüse binecektik”. Diğerleri tamam ya bakarız modunda. Neyse sınır ofisinde durduk. Meksika’ya giriş karnelerini doldurduk, damgamızı aldık. Taksiye döndük. Ben Guatemala’daki turu aradım, “Alo NASA, burada minibüs yok!?” diye. Meğer taksi bizi minibüse götürüyormuş. Biz Corazal’a geldik, minibüse bindik. Saat 12.00 gibiydi. Bir süre sonra minibüs kalktı. Şükür ki klima vardı. Ben kan ter içindeyim, çok iyi geldi. Dedim ki Meksika cennet. Arabalar daha iyi, yol var, klima var. Daha ne olsun 🙂 Yolda sık sık polis kontrolü vardı. Hatta birinde bizi indirip bavullara baktılar. Bu minivan ile 130 KMlik virajlı bir yoldan Palenque’ye vardık. Minibüsün durduğu yeri görsen, bizi kesmeye getirdiler dersin. Virane bir bahçe. Meğer ADO otobüs terminali hemen yandaymış. Kapıdan geçince medeniyete çıktım.

Palenque'de ve Meksika'da ilk yemeğim. Adını yazamayacak kadar açtım.

Palenque’de ve Meksika’da ilk yemeğim. Adını yazamayacak kadar açtım.

ADO terminalleri güzel, serin, büfe, ATM ve bavul teslim yerleri var. Palenque’de kalmak istemiyorum, Merida’ya da mantıklı bir saatte girmek istiyorum. Saat 15.30. 21.00 de 23.00 de otobüs var. Yol 6-7 saat. Geç olan otobüse bilet aldım. Bavulu bıraktım şehirde turlamaya başladım. Palanque de Maya kalıntıları ile ünlü bir şehir ama taksi tut, git-gör dön, o sıcakta uğraşamadım. Zaten Maya kalıntılarından, Tikal’den geliyorum. Palenque’ye henüz klima gelmemiş. Hiç bir mekanda klima yok. Girdim bir yerde yemek yedim, sıcaklık herhalde 40 derece. Bir cafeye geçtim sonra. Hiç rahat yok. Bir park buldum, gölgede kitap okudum falan, sonra ADO terminaline geri döndüm, çünkü en serin yer orasıydı. Bavulumu geri aldım, büfeden bir soğuk kahve aldım, uzattım ayaklarımı, otobüs saati gelene kadar kitap okudum.

ADO otobüsleri ile ilk tanışmam Palenque – Merida seferinde oldu. Yani otobüs koltuğuna oturdum, şöyle yayıldım, önümdeki koltukla dizim arasında 1 karış boşluk var. Klima kuvvetli, şapkamı takmak durumunda kaldım. Yolda kah, film, kah uyuklama derken ertesi gün saat 05.00 gibi güzel Merida’ya vardım.

Diğer yolu, yani Chetumal üzerinden geçmeyi deneseydim, Guatemala’nın nispeten düzgün Fuente del Norte otobüsleri ile Chetumal’a kadar gidip, oradan ADO otobüsü ile Merida’ya geçecektim. Çok daha az yorulacaktım, klimalı otobüslerde zaman geçirecektim. Yani küçük bir sırt çantam olsa hiç bir şey dert değil de bavulla seyahat zor. Medeniyetteysen bavulu çekmek daha kolay sırtında taşımaktan. Hele sıcaklarda. Ancak ücra yerlerde gerçekten sıkıntı olabiliyor. Zaten iyice gözüme batmaya başladı. Yakın zamanda büyük bir sırt çantası alıp emektar bavulumu bağışlayabilirim.

Leave a Reply