Doğanın ve maceranın adresi: Semuc Champey

Semuc Champey

Semuc Champey’in doğal havuzları gerçekten bir doğa harikası.

Nereden başlasam bilemiyorum. 2 gün sonra Antigua’dan ayrılıyorum ve ayrılmadan önce bu yazıyı yazmak istiyorum. Yazacak çok şey var, kafamda harika anılar var ama kelimelere dökmek mümkün olmuyor.

Geçen hafta 4+1 kişilik ekip Semuc Champey’e gittik. Biz Perşembe günü okul sonrası yola çıktık, bir kişi cuma öğleden sonra geldi. Cuma günkü dersleri ekmiş olduk. Uzun seneler sonra okul kırdım. Aslında Semuc Champey’e daha sonra gitmeyi düşünüyordum. Rota gereği önce Atitlan’a gidip sonra kuzeye Semuc Champey’e, daha sonra da daha kuzeydeki Tikal’a giderim diye düşünüyordum. Diğer bir sıkıntı Antigua’dan tek yön 8-9 saat süren sıkıntılı yolculuk. Ancak Semuc için 1-2 günün yeterli olması, kalınacak otellerin neredeyse hiçliğin ortasında olması vs derken, okul arkadaşlarımdan bir grup gitme kararı alınca ben de onların peşine takıldım. Çok iyi bir karar oldu.

Semuc Champey, Guatemala’nın Alta Verapaz bölgesindeki Lanquin sınırları içinde. Lanquin bir Maya şehri. Hatta onların da kırınımı var, burası Q’eqchi Maya şehri olarak geçiyor. Antigua’da küçük bir minivanda tıkış tıkış olarak 14.00’de başlayan yolculuğumuz, 00.00 gibi kalacağımız otele bir şekilde varmamızla sonlandı. Tüm shuttlelar Lanquin’de belli bir yerde duruyor. Burada civardaki otellerin kamyonetleri duruyor. Rezervasyonu olanlar doğrudan bu kamyonetlere atlıyor. Rezervasyonu olmayanlar ise ayak üstü pazarlık yapıyor. Gidilebilecek 5-6 otel var zaten. Yatakhane fiyatları aynı, kişi başı 50Q, oda fiyatları ise değişiyor. Biz paket bir tur almıştık, kalacağımız otel Greengo’s un servisine atlayıp yola çıktık. Bu arada Lanquin’e gelirken uzun süre karanlıkta, ormanın içinden geçtik. Oteller ise ormanın kalbinde.

Semuc Champey

Kamyonetin arkasında yolun açılmasını beklerken…

Bir kamyonetin arkasında salla salana yaklaşık 30-40 dk kadar gittik. Sonra birden durduk. Bir köprü var, köprü inşaatı için kamyon yanaşmış ve kalın tahtalar indiriyorlar. Bir 20 dk bekledik, sonra şoför dedi ki otel yakın, yürümek ister misiniz? Hepimiz sırt çantalı olduğumuzdan başkadık yürümeye. 15 bozuk, taşlı yoldan yürüyüp otelimiz Greengo’s’a vardık.

Greengo's Hotel hem yemyeşil, hem tertemiz.

Greengo’s Hotel hem yemyeşil, hem tertemiz.

Bizi otelin sahibi Golan karşıladı. Kendisi İsrailli. Görüntü itibarıyla Haim Revivo ile Bilica arasında. Boğazında tümörler varmış, o yüzden sesi Marlon Brando gibi. Korkutucu bir tip yani. Aç olduğumuzu söyleyince bize şakşuka yaptı, bira ile birlikte götürüp yatakhanemize gittik. Hayatımda ilk kez yatakhanede kalıyorum sanırım. Yani bir askerliğimi hatırlıyorum tanımadığım insanlarla aynı odada uyumak durumunda olduğum. Neyse ki bu insanları az da olsa tanıyordum. Çok sorun olmadı.

Greengo's Hotel

Greengo’s Hotel

Otel zaten ormanın, dağın içinde. Otelin içi de yeşil. Hem yatakhane hem otel odaları basit ama yeterli. Boyaları ile rengarenk, harika. Otelde tuvalet ve duşlar paylaşımlı. Ben hayatımda bu kadar temiz ortak kullanım alanı olanı başka bir yer görmedim. Etrafta sürekli yerel insanlar, sürekli sürüyorlar. Yani tuvalete gittiğinde çöp kutusunda hiç kağıt görmüyorsun, sürekli bir temizlik durumu hakim. Ayrıca etrafın tek sıcak duşu olan oteli ama ben bunu maalesef son akşam fark ettim. Daha doğrusu ekstra bir hizmet olduğunu düşüyordum. Basit anlatımla bir kazanın altında odun ateşiyle suyu ısıtıyorlar ve duşlara iletiyorlar.

Greengo's Hotel

Gece 12 de yenilen şakşukanın tadına doyum olmaz 🙂

Ayrıca kumdan bir voleybol sahası, açık havada bir pinpon masası, bilardo, langırt vs gibi aktiviteler var. Buradaki otellerin hemen hepsi sadece konaklama fiyatı veriyor, oranın mutfağından yemek durumundasınız. Allahtan yemekler harikaydı. Ortadoğu orijini dolayısı ile humus, şakşuka, felafel gibi şeyler de vardı, dünya mutfağından şeyler de. Kahvaltı 30Q, yemekler 45-50Q, biralar 15Q. Bu otelin en büyük avantajı Semuc Champey’e yürüme mesafesi olması ki bu çok büyük bir avantaj. Bu otelin ne kadar iyi olduğunu daha sonra gittiğimiz popüler hostellerden birine gittiğimizde daha iyi anladım.

Semuc Champey

Ekiple Semuc Champey’deki Mirador’a tırmanırken.

Sabah puslu tepelere, yemyeşil bir manzaraya uyanıp kahvaltıyı yaptıktan sonra ekipçe hazırlanıp Semuc Champey’e yollandık. Aslında otelde rehberli bir tur vardı ve bunun için ödeme yapmıştık ama sonradan katılacak kişiyi beklemek için ertesi günü bekledik bunu yapmak için ve kendi başımıza gittik. 50Q giriş ücretini verdikten sonra bozuk yoldan ilerleyip nehir ve göl kıyılarına geldik. Çok çok güzel bir yer. İnsanın aklına Mavi Göl filmi geliyor. Doğal setler var, akan nehir bu setleri besliyor, setler doğal havuz durumunda, içinde yüzebiliyorsun. Ne kadar güzel olduklarını 45 dklık zorlu bir tırmanış ile erişilen Mirador’a varınca anlıyorsunuz. 200-300 metre yüksekten bakınca neyin içinde olduğunuzu daha iyi anlıyorsunuz.

Semuc Champey

Burada yüzüyorsunuz. İnanılmaz… 🙂

Otele dönüp yemek yediğimizde sanırım saat 15.00’di. Günün geri kalanı hamakta yatarak, açık havada pinpon oynayarak, akşam dormun önünde aramıza katılan diğer arkadaşımızla birlikte, oraya taşıdığım içkileri içip sohbet ederek geçti. Benim için bu kadarı bile yeterliydi aslında ama asıl hikaye ertesi günmüş meğerse.

Cuevas de Kamba

Mağaradayız 🙂

Cumartesi sabahı soğuk duş (maalesef keşfedemedim sıcak suyu) ve kahvaltı sonrası otelde kalan diğerleri ile turumuza başladık. İlk olarak Cuevas de Kamba’ya yani mağaralara gittik. Burada çantaları bırakıyorsun, mayo, ayakkabı ile kalıyorsun. Herkese bir mum dağıtıyorlar. Yaa bu ne yaa çok şekilsel diye düşünürken hayatımın en güzel maceralarından biri çıktı. Elinde mumla soğuk suyun içine giriyorsun, kimi zaman kayaların üzerinden, kimi zaman yüzerek, kimi zaman ipe tutunarak ilerliyorsun. Mervidenlerden tırmanıyorsun, kayalardan atlıyorsun ve bir yanlış adım attığın zaman çok kötü sonuçları olacak yerlerden geçiyorsun. Epey tehlikeli.

Cuevas de Kamba

Cuevas de Kamba’da elimizde mum, sularda ilerliyoruz.

Mağaranın sonunda, 3 metrelik bir kayaya tırmanıp, görmediğin bir suya atlıyorsun karanlıkta 🙂 Ancak bir yer var ki, aklım çıktı. Bir delik var. Deliğin başında rehber bekliyor iki büklüm. Uygun şekilde oturup kendini bırakman lazım. Tüp gibi. Ya Allah diyip bıraktım kendimi suya düştüm ve dibe gittim.

Çıkınca diğer yöndeki başka rehberin bağırmasıyla yönümü buldum ve o tarafa gittim. Şimdi yazınca “ne var ki?” gibi geliyor ama o an yaşanılan adrenalin muhteşem. Mumla merdivende çıkarken kolumu yaktım, onun dışında bir iki ufak tefek çizik dışında bir sıkıntım olmadı.

Semuc Champey

Salıncak böyle bir şey. Düştüğün yükseklik 5-6 metre.

Mağaradan çıktığımızda güneşi özlemiştik. Uzun süre soğuk suyun içinde kalınca insan biraz endişeleniyor böbrekler ve diğer şeyler konusunda. Biraz ileride “Atlamak kendi riskinizdir” yazan bir tabela gördüm, anlamadım ne olduğunu. Biraz sonra yanından geçerken rehber durdu ve demek isteyen var mı dedi? Bir salıncak kurmuşlar, uzunca bir şey, nehre atlıyorsun. Ama kıyıdan 2-3 metre ilerisine kadar sığ kayalar var dolayısı ile uzağa atlaman lazım. Rehber bir atladı. Arkasından 1-2 kişi daha denedi. Çoğu çivileme girmeyi başaramadı. Ben de onlardan biriydim. Biraz sol yanıma düştüm. Üzerinden bir hafta geçmesine rağmen kaburgalarım sızlıyor hala.

Semuc Champey

Birazdan arkadaki 12 metre yüksekliğindeki kayadan atlayacağım.

Daha sonra şamrellerimizi alıp ilerideki şelalenin altına yürüdük. Burada bir kayaya tırmanıyorsun ve 12 metre yükseklikten belli bir yere atlıyorsun. Rehberin arkasından hemen atlamaya gittim. Yalan yok, atlayamadım. O kadar yüksek ki, bacaklarım titredi. 1 dakika geçirdikten sonra, başkalarına yol verdim. 1-2 kişi atladıktan sonra sıra bana geldi. Yine 1 dakika kadar sürdü ama sonunda kaçınılmaz olanı yaptım, kendimi bıraktım. Aşağı inerken düşünmeye epey vaktim oldu. Keşke yapmasaydım, niye yaptım, daha varmadık mı derken suya girdim. Yüzüp kayaya çıktığımda hala bacaklarım titriyordu. Sonrasında ise şamrellere oturup hızlı akan nehirde, kayalardan sakınarak nehir aşağı yolculuk yaptık. Şamrelli gençlerin yanaşıp bira satmaya çalışmaları, şimdi al sonra öde diye bağırmaları çok hoşuma gitti. Şamrel yolculuğundan sonra Semuc Champey girişinde otelden gelen yemeklerimizi yedik. Ben çok yorgun olduğumdan ikinci kez Semuc Champey’e gitmedim, otele gidip, duş yapıp, hamakta keyif yaptım.

Bizimkiler geri geldiğinde, bölgedeki diğer bir hostelde 4 Temmuz (ABD bağımsızlık vs vs) dolayısı ile bir parti olduğunu, oraya gitmek istediklerini söylediler. Ancak hostel uzakta ve taşınmamız, bir gece için ek para vermemiz, oraya servis için ek para vermemiz gerekiyordu. Parasında değildim, üst üste koyunca hiç bir şey yapıyor ama geri dönüş servisimiz sabah 6’da ve pratik olarak hiç uyumayacağız. Grubun en yaşlısı olarak biraz ayak diresem de sonunda gitmeye razı oldum. Akşam akşam toplandık, otele olan borcumuzu ödedik, servise bindik ve gecenin karanlığında bilmediğimiz başka bir hostele vardık. Tabii ki parti dediğin bir sürü backpackerın etrafta içmesinden ibaret. Bir ara bir kaç havai fişek atıldı. Gece 1.00 gibi yatmaya gittim. Hayatımda bir ilki daha gerçekleştirdim bu gezide, fazla uyumayacağımız için hamak kiraladık ve hamakta uyuduk. Yani pek uyuduk sayılmaz, ben zaten yatakta bile uyuyamıyorum, sadece biraz sallandım. Bu arada müthiş bir yağmur başladı. Hamakların üzerinde sadece bir çatı var ve yan yana sıralanmış durumdalar. Sağa sola değmeden oturmana, kalkmana imkan yok. Biraz sallandım, biraz sızdım, biraz yağmuru dinledim, biraz yanda horlayanları dinledim ve saat 5’de toparlanıp yoğun yağmur altında bir kamyonetin arkasına binip, Lanquin’e gittik, orada bizi bekleyen küçük shuttle’a binip 8 saatte Antigua’ya geldik. Vardığımızda saat 16.00 gibiydi, o kadar yorulduk ki akşam yemeğinden sonra hemen yattım.

Özetle,

– Semuc Champey muhteşem. Bence Guatemala turizm olarak henüz keşfedilmemiş bir yer.
– Mağaralar en az havuzlar kadar harika.
– Greengo’s otelde kalın derim. Diğer parti hostelleri pislik içinde. 18 yaşındaki çocuklar için farketmiyor pek de, neyse, sizin tercihiniz.
– Servis (shuttle) kiralarken mümkünse tipini öğrenmeye çalışın. Büyük birine denk gelmeye çalışın.

Leave a Reply