No shoes, no shirt, no problem: Caye Caulker

Belize’nin başlıca turizm kaynağı çevresinde ada ve caye’ler. Madonna’nın La Isla Bonita’sı San Pedro, Ambergris Caye, Caye Calulker, Tobacco Caye ve diğerleri. Etrafta irili ufaklı 100lerce ada var. Bazılarında tesisler var, bazıları bakir. En önemli özelliği Avustralya’dan sonraki en uzun mercan resifine sahip olması. Adalar tam bir dalış ve şnorkel cenneti. Turizm özellikle son 20 senede patlama yapmış.

No problem brother! Foto Dadiv MByrne'e ait.

No problem brother! Foto Dadiv MByrne’e ait.

Adalara gitmeye niyetim yoktu. Diğer ülkere bakınca Belize oldukça pahalı. Adalar daha da pahalı. Ayrıca ada diyince benim aklıma Asya’nın cennet adaları geliyor. Buradaki adaların çoğunda kumsal yok ama amaç zaten kum değil. Belize City’deki iki kötü günden sonra, Belize’nin iyi yönleri de olmalı diyerek Caye Caulker’e kaçmaya karar verdim.

Caye Caulker’e Belize City’den deniz taksi denilen teknelerle erişiyorsunuz. Tarifeli tekneler yaklaşık 45 dakikada götürüyor sizi. San Pedro Belize Express Water Taxi, daha rahat koltukları, biraz daha iyi hizmeti var, tek yön 30 BLZ. Caye Caulker Water Taxi aynı hizmeti 19 BLZ’ye veriyor, biraz daha rahatsız. Gidiş süreleri aynı, kalktıkları ve yanaştıkları iskeleler birbirinden 50 mt uzak. Dolayısı ile hangisi amacınıza hizmet ediyorsa onu kullanabilirsiniz. Ayrıca, dönüş biletinizi de alırsanız bir kaç dolar daha tasarruf edebilirsiniz. Aldığınız biletler 1 ay içinde kullanılabiliyor.

Elimde bavulla biraz zorlansam da, golf arabalarının düzlediği yollardan otelimi bulmam kolay oldu. Zaten küçük bir ada. Biri ucundan diğerine 30 dk da yürünür herhalde. Ada iki bölümden oluşuyor, ince uzun adayı Split denilen boğaz ayırıyor. Turistik merkez ve her şeyin olduğu yer bir tarafta. Diğer taraf hemen hemen bakir.

Sunset Caye Caulker

Pause Hostel’den gün batımı. Her gün harika…

Önceden rezervasyon yaptığım Pause isimli hostelde 7 yataklı bir odaya yerleştim. Adanın batı tarafında olan, sessiz, harika gün batımları izlenen bir yer. Yataklar ve tesis çok konforlu olmasa da, içindeki hayvan barınağı, sahibi Madi ve çalışanların ilgisi ve bilgisi kayda değerdi.

Adanın 2 caddesi var, her şey bunların etrafında. Belize’de nasıl bir Çin hakimiyeti olduğuna inanamazsınız. Hem Belize City’de hem Caye Caulker’da hemen hemen tüm marketler Çinlilerin. Ayrıca işletmesi Çinliler tarafından yapılan bir çok restoran, çamaşırhane vs var. Oldukça çok restoran var.

İlk gün adayı şöyle bir turladım. Yüzmek için Split’e gitmemi önerdiler. Burası bizim beachlere benziyor, yüksek müzik çalan bir bar, etrafa yayılmış turistler vs. Tam kaçtığım şey. Otelin sakinliğine geri döndüm. Bir kano alıp açıldım. Zaten yüzmeyi düşünüyordum, küçük olan kano üzerinden düşmem konuyu garantiye aldı. (Diğer büyük kanolar alınmıştı) 300 metre ilerideki “No fishing” yazan bölgeye gittim ve kocaman Turpin balıklarını gördüm. Avlanmaları yasakmış. Akşamında da odadan enterasan bir çiftle yemeğe gittim.

İşte beni bozan o istakoz :)

İşte beni bozan o istakoz 🙂

Adanın spesyalitesi istakoz. Hemen hemen tüm restoranların menüsünün tepesinde var. E ben de istakoz yedim tabii. 20 Belize dolarından başlıyor büyüklüğüne göre ve 45’e kadar çıkıyor (10-25 USD dolar arası) Büyük olanları ancak 2 kişi yiyebilir. Ve fakat, ızgara istakozdan mı, sabah tekneye binmeden önce sokakta yediğim bir etli bir tavuklu meat pie’dan mı bilmiyorum, gıda zehirlenmesi geçirdim 🙂 Zehirleneceksen istakozdan zehirlen değil mi? İki gün yataktan (ve tuvaletten) çıkamadım. Hava sıcak, oda sıcak, ishal, karın ağrısı, baş ağrısı falan. Neyse yabancısı olduğum şey değil. Bir gün bekledim, bol su içtim, ateş için parasetamol, ağrı için ibuprofen aldım. Ertesi gün geçemeyince lokal bir kliniğe gittim. Zaten bir lokal klinik var. Herkese bakıyorlar. Bağış usülü çalışıyor. Hemşire değerlerine bakıyor, doktor seni görüyor ve ilaç yazıyor, sonra ufak bir bağışta bulunuyorsun (ben 20BLZ verdim) ve sana ilaçlarını veriyorlar. Antibiyotik, suda eriyen toz, ibuprofen ve başka bir ilaç daha yazdı doktor. Hemşire bunları küçük plastik paketlere koyup, üstüne isimlerini yazıp verdi. Neyse, ertesi gün ayaklandım. Sonraki günlerimi ekmek, yoğurt ve meyve yiyerek geçirdim.

Caye Caulker

Saatlerimi geçirdiğim iskele. O hamaklar bir harika dostum.

Adadaki son günümde, hastalıktan yeni kalkmama rağmen, şnorkel turuna gittim. Harikaydı. Caveman Tours ile tam günlük tur aldım. Benim gibi işin amatörü için büyüleyiciydi. Önce ilk defa duyduğum manateeeleri görmeye gittik. Şanımıza bir tane gördük. Bir kaç diğer tür ile birlikte “deniz ineği” olarak da anılan deniz memelileri. Deniz ayısına benziyor. Sonra bir kaç değişik resife gittik. Belgesellerde gördüğüm onlarca balık türünü etrafta görmek, rengarenk dünyanın içine dalmak harikaydı. Nurse sharks, kimisi devasa Stingrayler, deniz kaplumbağaları, batıkların etrafnda yaşayanlar, canlı, ölü mercanlar off anlatmakla bitmez. Zaten buradan sonraki rotam Honduras, Utila. Dalış öğreneceğim. Su geçirmez bir kameram olmadığına çok ama çok üzüldüm. Yapacak bir şey yok. İlk gördüğüm yerden bir GoPro Hero 4 Silver almaya karar verdim.

Eğer şnorkel ve dalış merakınız varsa bu adalara gitmenizi tavsiye ederim. Adalardaki hayat Belize City’nin tam aksine çok rahat. Caye Caulker’ın sloganı “Go Slow”. İnsanların yaklaşımı çok daha dostane. Farkı insanların tonundan anlayabiliyorsunuz. Tek sıkıntı, Karayip sahillerini vuran yosun buralara da uğramış. Adanın doğu kıyısına vurmuş ve benim dayanamadığım bir koku yayıyor. Belki hostel daha rahat olsa, belki bu koku olmasa bir kaç gün daha kalırdım.

Adadan, daha güneye, Livingston’a gitmek üzere ayrıldım.

Leave a Reply